Âdetli kadının ibadeti (2)
Salı, 12 Şubat 2013 00:00

Âdetli kadının ibadeti (2)

(...dünden devam)

Bu rivayeti duyan Abdu'r-Rahmân ibn Hişâm: "Allah, Hind'e rahmet eylesin. Keşke bu fetvâyı duysaydı. Vallâhi bu özründen dolayı namaz kılamadığı için ağlayacak derecede üzülürdü!" demiştir (Müslim, Hayd: b. 14, h. 64).

Bir rivayete göre Hz. Ayşe, "Hayız günlerindeki namazlarını kazâ etmemiz gerekir mi?" diye soran bir kadına: "Sen Harû­riyye(Hâ­ricî­ler)den misin? Allah Elçisi zamanında biz âdet görürdük. Bize (âdetten sonra) namazımızı değil, sadece orucumuzu kazâ etmemiz emredilirdi" demiştir (Müslim, Hayd: b. 15, h. 67-68).

İşte âdetli kadının namaz kılamayacağı, oruç tutamayacağı hak­kındaki delîl sadece Ayşe'ye dayandırılan bu rivayetlerdir. Zan ifade eden bu rivayetlerle Kur'ân'ın kesin emri askıya alınamayacağı gibi, bu rivayette âdetli kadının namaz kılamayacağı hakkında bir söylem de yoktur. Sadece âdetli kadının, kılmadığı namazı kazâ edip etmeyeceğine dair bir sorunun cevabı vardır. Önce Hz. Ayşe'nin, namazın kazâsından söz etmesi de kuşkuludur. Çünkü Peygamber döneminde öyle günlerce kılınmayan namazların kazâsından söz edilmez. O dönemde Müslümanlar, namazlarını özürsüz olarak terk etmezlerdi. Özür dolayısıyla bir iki vakit veya bir iki günlük namazlar da kazâ olarak değil, tertip ile cem edilerek kılınırdı.

İnsanın isteği dışında oluşan özür, ibâdete engel değildir. Hz. Peygamber, düzensiz âdet gören kadına, yıkanıp namaz kılmasını emretmiş ve bu kadın, her namazında yıkanarak (veya abdest alarak) namaz kılmıştır. Şimdi düzensiz âdet görme ile, düzenli âdet görme arasında ne fark vardır? İkisinde de kadından gelen kan, aynı kandır. Gelen kan, pis görüldüğü için bu kadına, temizlenip, yani abest alıp namazını kılması emredilmiştir. İnsanın elinde olmayan bir hal, neden onun ibâdetine engel olsun? Düzensiz âdet görme özür sayılıyor da, normal âdet görme neden özür sayılmasın? Aşağıdaki rivayet, Hz. Peygamber'in, normal âdeti özür saydığını kanıtlar:

Âdet halinde bulunan Hz. Ayşe, Mescidde bulunan Peygamber'in başını yıkayıp tarardı. Peygamber, âdetli Ayşe'ye: "Mescidden bana humre(seccâde)yi getir! demiş." Ayşe, âdetli olduğunu söylemiş. Peygamber: "Âdet, senin isteğinle olan bir şey değildir. Sen Mescide git, bana seccâdeyi getir!" demiş (Müslim, Hayd: b. 3, h. 11-13).

Kur'ân-ı Kerîm'in kendisinde ne âdetin süresinden, ne de âdetli iken Kur'ân okunamayacağından, namaz kılınamayacağından, oruç tutulamayacağından söz edilir. Hayd tıpkı idrar tutamamak gibi bir özürdür. Özürlü erkek ibâdetten muâf tutulmaz, sadece her vakit için abdest alıp ibâdetini yapar.

Kendi içinde olağanüstü çelişkili olan bu kişi rivayetleriyle maalesef din bozulmuş, Kur'ân'ın söylemediği şeyler dine sokulmuştur. Kur'ân, âdetli kadının neyi yapamayacağını söylüyor: O da cinsel ilişkidir. Kadına eziyet vereceği için erkeklere, bu durumdaki kadınla ilişkiye girmemeleri emredilmiştir. Maksat kadına eziyet vermemek, bir de o durumda kadına karşı bir soğukluk duygusu oluşma olasılığını uzaklaştırmaktır.

Ezâ, eziyet veren bir hastalık mânasına gelebileceği gibi, insanı tiksindiren pislik anlamına da gelir. Yani hayz, kadına eziyet veren, sizi de tiksindiren bir haldir. O halde bulunan kadınla münasebetten uzak durun.

(devamı yarın..)

 

 

   Copyright @ Süleyman Ateş