| KUR’AN’A DENK BİR SÖZ SÖYLENEBİLMİŞ MİDİR? |
| Pazar, 15 Şubat 2026 00:00 | |||
KUR’AN’A DENK BİR SÖZ SÖYLENEBİLMİŞ MİDİR?Cevap: Kur’ân’ın dengi olmamıştır onun her kelimesinde kulağı İlâhî bir musiki okşar. Kur'ân, az kelime ile çok mânâ anlatır. Bazen onun iki kelimesini açıklamak için sayfalarca yazı yazmak gerekir. Kur’ân’ın üslûbu, bambaşka bir mu‘cizedir. En soyut olayları dahi canlandırarak anlatan Kur’ân, insanın bütün duyularına birden seslenir. Anlattığı şeyler, bütün duyulardan geçerek ruha nüfuz eder. Onun metni içindeki her kelimede, İlâhî bir âhenk kulağı okşar. O, her haliyle insan sözü olmayıp, melek vahyi olduğunu ispatlar. Bundan dolayı o indiği zaman şairler, şiirlerini Ka‘be duvarlarından indirmişler, inananlar da, inanmayanlar da ondan üstün bir söz olamayacağını itiraf etmişlerdir. O, her çağda yeni ışıklar saçan İlâhî bir nurdur. Bu âna kadar hiç kimse onun tek bir âyetine denk olacak bir söz söylememiştir, bundan sonra da söyleyemeyecektir. Kur’ân-ı Kerîm bu konuda kesin garanti vermektedir: “De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler.” Kur'ân-ı Kerîm, önce gelen peygamberlerin hayat öykülerini anlatmak suretiyle insanlara öğüt verir. Bu öyküler, genellikle Kitab-ı Mukaddes'te vardır; bir kısmı da Arapların kendi tarihleriyle ilgilidir. Okula gitmemiş, okuma yazma ve İbrânîce bilmediği için Tevrât'ı ve eklerini okumamış bir insanın, Kitâb-ı Mukaddes'teki öyküleri, peygamberlerin ahlâkına aykırı şeylerden ayıklayarak anlatması, ancak vahiy yolu ile mümkün olabilir. Kur'ân-ı Kerîm, yıllarca sonra çıkacak olayları haber vermiştir: Rumların İranlıları yeneceklerini, inanıp yararlı işler yapanların yeryüzüne hükümran olacaklarını söylemiş, bunlar aynen olmuştur. Kur'ân'ın işâret ettiği bilimsel gerçekler, doğa yasaları, bugünün pozitif bilim verileriyle doğrulanmaktadır. Meselâ göğe doğru yükselmekle göğsün daralacağını, nefes almanın güçleşeceğini söyler. Gerçekten yükseğe çıktıkça hava basıncı düşeceği için nefes alma güçleşir. Kur'ân, göklerin ve yerin (yani tüm evrenin) önceleri birbirine yapışık bir duman (gaz kütlesi) iken Allah'ın, onları ayırdığını ve her canlı şeyi sudan yarattığını, evrenin altı günde yani uzun zaman birimi içinde yaratıldığını, zamanın göreli olduğunu, insanın topraktan süzülerek aşama aşama yaratıldığını söyler. Bugünün bilimsel verileri de Kur'ân'ın söylediklerini doğrulamıştır. İnsanın yaratılışını ayrıntı ile anlatan âyetler, hayret edilecek biçimde embriyolojinin verilerine uymaktadır. Kâinâtın yaratılışına ve doğa kanunlarına ilişkin nice gerçekler, Kur'ân dilinde özlü biçimde anlatılmıştır. Kur'ân'ın üslûbu da bambaşka bir mu‘cizedir. En soyut olayları canlandırarak anlatan Kur'ân, göze, kulağa, tüm duyulara birden hitâbederek ruha açılan bütün yollarla insanın idrâkine sokar. Onun her kelimesinde İlâhî bir musikî kulağı okşar. O, her haliyle insan sözü olmayıp Tanrı vahyi olduğunu kanıtlar. Bundan dolayı o indiği zaman şairler utançlarından şiirlerini Ka‘be duvarından indirmişler, inananlar da, inammayanlar da ondan üstün bir söz olmadığını itiraf etmişlerdir. Kur'ân’ın vurguladığı üzere bugüne dek hiç kimse onun tek bir âyetine denk bir söz söyleyemmiştir, bundan sonra da söyleyemecektir.
|