| CEHRİ ZİKİR H. DİNİ HÜKÜM (2) |
| Pazar, 25 Ocak 2026 00:00 | |||
CEHRİ ZİKİR H. DİNİ HÜKÜM (2)(...dünden devam) Buradaki “yeşterî” para ile bir şey satın almak değil, hareket ve davranışlarıyla boş sözleri satın almak, hikmetli sözleri bırakıp boş lafları almaktır. Hikmetli sözler okunurken onu dinlemeyen, gidip boş lafları dinleyen kimse, hikmetli sözü verip boş laf satın almış olur. Nitekim açıklanan hidâyete gelmeyip sapıklıkta kalan da hidâyeti verip dalâleti (sapıklığı) satın almıştır. Bakara Sûresi’nde: “Onlar hidâyet karşılığında dalâleti satın aldılar; ticâretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar” buyurulmaktadır. Bu âyette münâfıkların, dalâleti hidâyete tercîh ettikleri anlatılmıştır. Bu alışveriş, maddî değil, ma‘nevîdir. İşte lehve’l-hadîsi satın almak da böyle ma‘nevî bir satın almadır. Batıl sözü hak söze tercîh etme anlamınadır. Bunda maddeten bir satın alma söz konusu değildir. Şarkı dinlemenin hükmü ayrıdır. Müziğin hikmetlisi, ruhaniyet tarafına cezbedeni vardır. Bunlar güzeldir. Lehve’l-hadîs değildir. Ama şehveti tahrîk eden, insanı günâhlara kışkırtan müzik elbette lehve’l-hadîs sayılır. İbnu’l-Arabî şöyle diyor: “Taberî’nin ‘Lehve’l-hadîs davuldur’ görüşüne gelince: Davul iki kısma ayrılır. Savaş davulu, oyun davulu. Savaş davulunda bir sakınca yoktur. Çünkü ruhları coşturur, düşmanı korkutur. Oyun davulu da tef gibidir. Nikâh ilân eden diğer eğlence âletleri (çalgılar) da böyledir. Bunların nikâhta kullanılması caizdir. Çünkü sözü güzelleştirir, çirkin lâflardan korur.” “Kaynât(şarkıcı kadınlar)a gelince: Kişinin câriyesini dinlemesinin caiz olduğunu söylemiştik. Çünkü câriyenin dışından ve içinden hiçbir şey, kendisine harâm değildir. Onun sesinden yararlanması nasıl men‘edilir?” Eğer âyetteki lehve’l-hadîs şarkı türkü anlamına gelseydi, Peygamber (s.a.v.) bu âyetin inişinden sonra şarkı dinlemezdi. Bu âyet Mekke döneminin ortalarında inmiştir. Oysa Hz. Peygamber (s.a.v.), Medîne’de bir bayram günü Hz. Âişe’nin evinde şarkı söyleyen câriyeleri dinlemiştir. Hz. Âişe şöyle diyor: “Ebûbekir içeri girdi, yanımda ensârlıların iki câriyesi (câriye genç kız anlamına da gelir), ensârın Bu‘âs günü söylediği şarkıları söylüyorlardı. Aslında onlar şarkıcı değillerdi (şarkı söylemeyi beceremiyorlardı). Ebûbekir: ‘Allah Elçisi’nin evinde şeytân sesleri mi var?’ dedi. O gün bayram idi. Allah’ın Elçisi (s.a.v.): ‘Ey Ebûbekir, her milletin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır’ dedi.” (devamı yarın..)
|