| HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (10) |
| Çarşamba, 22 Ekim 2025 00:00 | |||
|
HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (10) (...dünden devam) Sâffât: 56/83-113’ncü âyetlerde Hz. İbrâhîm'in ve oğlu İshâk'ın güzel davranışları örnek olarak anlatıldıktan sonra: " ikisinin neslinden gelenler arasında iyi hareket eden de var, açıkça nefsine zulmeden de" buyurulmuktadır. Her toplumda iyiler ve kötüler bulunduğu gibi, İsrâîloğulları arasında da iyiler, hakka, doğruya ileten gerçek dindarlar vardır ve Kur’ân onları övmektedir: “159- Mûsâ kavmi içinde doğrulukla hakka götüren ve hak ile adâlet yapan bir topluluk da vardır:.. 181- Yarattıklarımız içinde, doğrulukla hakka götüren ve hak ile adâlet yapan bir ümmet de vardır.” (A‘râf: 39/159, 181) “113- Ama hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde gece sâatlerinde kalkıp Allah'ın âyetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır. 114- Onlar Allah'a ve âhiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayır işlerine koşarlar. İşte onlar da iyilerdendir. 115- Yapacakları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Şüphesiz Allah, korunanları bilmektedir.” (Âl-i İmrân: 94/113-115) âyetlerinde de İsrâîloğullarının bu aşırılıktan uzak, ılımlı ve iyi sınıflarına işâret edilmektedir. Onların içinde Allah'ın âyetlerini inkâr edip peygamberleri öldürenler, isyân edip saldıranlar olduğu gibi; Allah'a ve âhiret gününe inanan, geceleri ibâdet eden, iyiliği emir ve kötülükten meneden kişilerin bulunduğu da bildirilmektedir. Mâide: 110/66'da da: “Onların içinde ılımlı bir topluluğun bulunduğu, fakat çoklarının kötü işler yapan kimseler oldukları” belirtilmektedir. “26- Andolsun, Nûh'u ve İbrâhîm'i elçi gönderdik, peygamberliği ve Kitâb'ı bunların zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan yola gelen de vardı, ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı. 27- Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsâ'yı da onların ardına kattık; ona İncîl'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve rahmet (duygusu) koyduk. İcâdettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için (onu kendileri icâdettiler) fakat ona gereği gibi de uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfâtlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmışlardır.” (Hadîd: 112/26-27) Kur’ân'ın son inen sûrelerinden olan Hadîd Sûresi’ninbu âyetlerinde Kitâp ehli içinde doğru yolda olan insanların da bulunduğu, Allah'ın, onların ecrini de vereceği, fakat çoklarının yoldan çıktığı vurgulanmaktadır. Yahûdîler böyle olduğu gibi, Hıristiyanlardan söz eden bu âyetlerde de onların içinde de yine iyilerin bulunduğu, ancak çoklarının yoldan çıktığı belirtilmektedir. Esasen dinin özüne bağlı olan, gerçek dini yaşayan toplumun çoğunluğu değil, maalesef azınlığıdır. "Şükreden kullarım azdır." (Sebe': 58/13) âyeti de asıl dinin ruhuna bağlı, öz dindar insanların, azınlıkta kaldığını bildirmektedir.
Kitap ehli Yahûdîler, Hıristiyanlar böyle olduğu gibi diğer insanlar da böyledir. Vâkı‘a Sûresi’nin 8-14. âyetlerinde genel olarak bütün insanlar arasındaki bu üç tabaka belirtilmektedir.
***
|