HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (6) PDF 
Cumartesi, 18 Ekim 2025 00:00

HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (6)

(...dünden devam)

Böylece bu âyette de Yahudilerin içinde doğru inanan insanlar yanında, dinin ruhundan ayrılmış nankörlerin bulunduğu da anlatılmaktadır. Kur'ân'a göre mü'min ve kâfir, sadece belli bir topluma mahsus değildir. Dinin ruhuna bağlı kalan ve imanın gereklerini yerine getiren insanlar sâlih, müttekî; bu ruhtan ayrılan, imanın gereklerine ters düşen insanlar da kâfir yani nankör insanlardır. Bunlar her toplumda vardır. Yahudilerin içinde de sâlih mü'minler bulunmakla beraber çoğunluk, ikinci gruptan idi. Müslümanlar içinde onları dost tutan, onlara sır verenler vardı. Nitekim bunların ardından gelen âyetlerde de onları dost tutup Müslümanların sırlarını onlara açan Müslümanlar, bu tür davranıştan menedilmektedirler.

Kimilerinin Dünya tutkusu

“180- Allah’ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik eden­ler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır, o, kendileri için şerlidir. Cimrilik ettikleri şeyler, kıyâmet günü boyun­larına do­landırılacaktır. Göklerin ve ye­rin mî­râsı Allah’ındır (bütün mülk O’na aittir ve O’na kalacaktır). Allah yaptıklarınızı haber alandır.

181- Allah: "Allah fakîrdir, biz zengi­niz." di­yenlerin sözünü işitti. Onların dedik­le­rini ve haksız yere peygamberleri öldürmele­rini ya­zacağız ve: "Yangın azâ­bını tadın!" di­yeceğiz.

182- "Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sür­dürdüğünün karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.

183- Onlar: "Allah bize, ant verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirme­dikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler. De ki: "Size benden önce açık delîl­ler ve bu dediğinizi de getiren elçiler gelmişti. Eğer doğru idiyseniz niçin on­ları öldürdünüz?"

184- Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delîller, hik­metli sahifeler ve aydınlatıcı Kitabı getiren peygamberler de yalan­lanmıştı .” (Âli İmran: 180-184)

Açıklama:

180- Allah'ın verdiği nimetlere cimrilik edip onları sıkı sıkı tutanlar, servetlerinin hayrını görmezler. Yarın kıyamet gününde o sıkı sıkı tuttukları şeyler, boyunlarına dolanır, kendileri için cehennem azabı olur. Zekât ve sadakası verilmeyen mal, kul için âhiret azâbı olacaktır. Bunda şüphe yoktur. Düşünmek lazımdır ki şu mülkler kimindir? Kime kalmıştır? Her fani bunlara bir zaman bağlanır ama sonunda bunları bırakıp gider. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Mülkün gerçek sahibi O'dur. İnsanların "malım" diye cimrilik ettikleri şeyler, aslında kendi malları değildir. Bütün mülk Allah'ındır. Allah mülkü dilediğine emanet olarak verir. Allah'ın bu emanetini kendinin sanıp Allah'ın kullarına vermekten, yoksulları doyurmaktan kaçınanlar, yarın aldandıklarını anlayacaklardır ama iş işten geçmiş olacaktır. Hiç kimse mülkünü âhirete götüremez. Kefenin cebi yoktur. Ahirete götürülen, cimrilik edilip saklanan değil, Allah için harcanandır.

(devamı yarın..)

 

 

   Copyright @ Süleyman Ateş