| HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (4) |
| Perşembe, 16 Ekim 2025 00:00 | |||
|
HAKKA KARŞI GELEN VE PEYGAMBERLERİ ÖLDÜRMEKTEN ÇEKİNMEYEN İSRAİL OĞULLARI (4)(...dünden devam) Bu âyetlerde onlardan bazı kimselerin doğruya çağırdıkları; gerçek ileâdil, insaflı, ılımlı davrandıkları; aşırılıktan, ifrat ve tefrîtten uzak, orta yolda gittikleri bildirilmiştir. "Onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. '' (Nisâ' Sûresi: 162) âyeti ile de onların içinde kanıtları anlayan, gerçeği arayan, samimi mü'minlerin bulunduğu, işte bunların istidadlarının gücü sayesinde Peygamber (s.a.v.)in davetini kabul edecekleri bildirilmektedir. Kur'an böyle söylüyor ama sadece kendi toplumunun ahvâli ile kafası dolmuş, başka milletleri denememiş, sosyolojiden haberi olmayan tefsîrci; iman, ihlâs ve takvânın, sadece kendi milletine özgü bir şey olduğunu sanır. Ve âyetleri, kendi bilgi ve inancına göre yorumlar, şimdi üstaz İmam (Muhammed Abduh), Cenevre'de kendisinin hareketlerini, giyiniş ve kıyafetini gözetleyen bilgin bir kadının, ona söylediği sözü hatırlıyorum: "Ben seni tanımadan önce, azizliğin, takvânın, Hıristiyanlığın dışında bulunabileceğini hiç hatırıma getirmemiştim." (Tefsîru'l-Kur'âni'l-hakîm: 4/65-66) Evet Kur'ân genel prensipler koyar ve her toplumda olduğu gibi Yahudi toplumda da peygamberlerin daveti üzerinden uzun zaman geçmekle fıskın çoğaldığını, dinin yozlaştırıldığını, çoğu âlim diye geçinenlerin, yazdıkları şerhlerle ve tefsîrlerle asıl Kutsal Kitâbı istedikleri şekilde yorumladıklarını, bu yüzden çoğunun yoldan çıktığını söyler ama bütün bir milletin tamamının sapık olduğunu söylemez. İstisnâlarla temiz ılımlı insanları bu fısk sıfatının dışına çıkarır. Onların içinde sapanlar, dinin ruhundan uzaklaşanlar çoğunlukta olmakla beraber dinin ruhuna bağlı, temiz, samimi, ihlâslı insanlar da vardır. İşte 110’ncu âyette bu sosyolojik gerçek anlatıldığı gibi aşağıdaki âyetlerde de bu husus daha açıkça belirtilmekte; onların hepsinin bir olmadığı, içlerinde temiz, sâlih insanların da bulunduğu bildirilmektedir: “113- Ama hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece sâatlerinde ayakta durup Allah'ın âyetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır. 114- Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten men'ederler; hayır işlerine koşarlar. İşte onlar iyilerdendir. 115- Yapacakları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Şüphesiz Allah, (günâhlardan) korunanları bilmektedir. 116- Nankörlere gelince, ne malları, ne de evlâdları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır. 117- Onların bu dünyâ hayâtında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgâr(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı. (devamı yarın..)
|