| HZ. ÎSÂ ’NIN İNECEĞİNE DAİR HADÎS RİVAYETLERİ (6) |
| Pazar, 31 Ağustos 2025 00:00 | |
HZ. ÎSÂ ’NIN İNECEĞİNE DAİR HADÎS RİVAYETLERİ (6)(...dünden devam) Müslümanlar da ona inanmazlar. Nitekim kendisini Îsâ veya Mehdî olarak takdim eden bazı kişiler çıkmış, bunlar, keramet şeklinde görülen bazı istidrâclar da göstermişler, kendilerine inanan Müslümanlar da olmuş, fakat Müslümanların çoğunluğu bunları reddetmiştir. Bunun en büyük örneği, 470/1340 tarihinde Nahcivan’da doğan Fadlullah Esterâbâdî; 1235/1819 tarihinde Şîrâz’da doğan ve 1267/1850 de Tebrîz’de kurşuna dizilen Bab (Mirzâ Alî Muhammed Seyyid) ve 1246-1256/1830-1840 da Hindistan’da doğup, 1326/1908’de ölen Ahmed Kadiyânî’dir. Bunların üçü de kendilerinin, Hz. Muhammed(s.a.v.)in geleceğini haber verdiği Îsâ, Sâhib-i Zemân, Mehdî olduklarını söylemişler, kendilerine inananlar da olmuş, ama Müslümanların büyük çoğunluğu, bunlarla mücadele etmiştir. Bahâ’îlik ve Kadiyânîlik ile hâlâ mücâdele edilmektedir. Bir de şâhidolduğum bir olaya işâret edeyim: 1979 Hac mevsiminde, Cehîmân isimli bir Suud’lu, taraftarlarıyla birlikte Ka‘be’yi işgal edip mehdîliğini ilân etti. Bunları kuşatan Suud askerleriyle bu mehdî adayı ve adamları arasında çıkan karşılıklı silah atışmalarında, Ka‘be’de mahsur kalan birçok hacı öldü. Sonunda bunlar yakalanıp, hatırladığım kadarıyla Cehîman’la birlikte 60 yandaşı Suud’un çeşitli kentlerinde idam edildiler: Kılıçla kafaları kesildi. 2001 yılında, vaktiyle milletvekili iken Atatürk hakkındaki yakışıksız sözleri yüzünden hapse atılan, sonra yurt dışına kaçıp Berlin’de kendisine bir yer bulan Hasan Mezarcı da, sonunda kendisinin İsâ olduğunu iddiâ etti. Sırtına sarı entari giyen, saç ve sakalını sarıya boyayan, elinde asâ ile dolaşan bu Mesîh(!)in ümmeti galiba iki kişiden oluşuyordu. Takibat sonunda Türkiye’ye dönen bu zat, tutuklandı. Kendisini dahi kurtaramayan böyle Mesîhlerin gelmesinde ne yarar var? Her Îsâ-Mesîhlik iddiâsında bulunanın sonucu böyle husran olacaktır. Demek ki insan çıkıp kendisini Îsâ, Muntazar İmâm veya Mehdî diye tanıtmakla herkes ona hemen inanmaz. O halde Îsâ veya Mehdî beklemeğe gerek yoktur. Biz, İslâm’a içtenlikle hizmet eden, ihlâslı, İslâm’ı iyi bilen liderler etrafında birleşip İslâm’a hizmet etmeğe, onun buyruklarını hakim kılmağa çalışalım. Bizim üzerimize farz olan budur. Allah İslâm’ı gönüllerimize ve dünyâya egemen kılsın. ***
|