| SADAKA (18) |
| Perşembe, 21 Ağustos 2025 00:00 | |||
SADAKA (18)(...dünden devam) Yardım ve sadakanın kabulü için ihlâs şarttır “53- De ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz sadaka verin; sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir kavimsiniz!” 54- Sadakalarının kabul edilmesine engel olan sadece şudur: Onlar Allah’a ve Elçisi’ne karşı nankörlük ettiler; namaza da üşene üşene gelirler ve istemeye istemeye sadaka verirler. 55- Onların ne malları, ne de evlâdları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünyâ hayâtında azâbetmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.” (Tevbe: 113/53-55) 113/53-55. âyetlerde münâfıkların, Allah rızası için değil, fakat gösteriş için yardım ettikleri, gönüllü de gönülsüz de olsa verdikleri sadakaların, Allah katında makbul olmayacağı, çünkü yoldan çıktıkları; Allah’a ve Elçisine karşı nankörlük ettikleri; namaza üşene üşene geldikleri; verdiklerini de istemeyerek verdikleri belirtiliyor ve Peygamber’in şahsında mü’minlere, onların mal ve çocuklarının fazlalığına imrenmemeleri emrediliyor; o mal ve çocuklarının dünyada kendilerine azâb olacağı; kâfir olarak da can verecekleri vurgulanıyor. Mal aslında kötü şey değildir. Hz. Peygamber'in: "İyi adama iyi mal, ne güzeldir!”[1] dediği rivâyet edilir. Fakat mal, çoğunlukla insanı gurura, kendini beğenmeğe sevk eder. İşte malıyla gurura kapılan kimseler, Allah'tan uzaklaşırlar. Genellikle dindar tabaka fakir halktır. Zengin tabaka, çoğunlukla Allah ile ilgisini kesmiş, gururlu, fukarayı kendilerinin kölesi sanan insanlardır. Mekke'de Allah Elçisi’ne ilk inananlar zayıf, ezilmiş tabaka, karşı gelenler ise zayıfları ezen şımarık, zengin tabaka idi. Medîne'de de ona halk tabakası inanmış ama genellikle mutlu azınlık grubu inanmamış, münâfıklık yapmıştır: Çünkü dinin prensiplerini, liderliklerini sürdürmelerine engel görmüşlerdir. Her insanın böyle olduğunu söylemiyoruz. Kuralların istisnaları olur. Şimdi dini sömürü âleti gören komünizm, dinlerin çıkışı sırasında peygamberlere ilk defa kimlerin inandığını görmek istemiyor. Bütün peygamberlere önce fakir halk tabakaları inanmış, şımarık zenginler onlara karşı çıkmışlardır: "Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara: ‘Siz, dediler, Sâlih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?' (Onlar da): ‘(Evet,) Doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!' dediler.”[2] âyeti bu tarihî gerçeği dile getirmek-tedir. Demek ki din, sosyal açıdan zenginlerin bir sömürü âleti değil, bilâkis fakir halkın sömürü tabakasına karşı kurtarıcısı ve savunmasıdır. (devamı yarın..) [1]. İbn Hanbel, Müsned: 44/197 [2]. A‘râf: 39/75
|