| SADAKA (7) |
| Pazar, 10 Ağustos 2025 00:00 | |||
SADAKA (7)(...dünden devam) Bu âyette alınması emredilen sadakanın anlamı üzerinde üç görüş vardır: 1) Birine göre burada günâhlarını itirâf edenlerden bir miktar mal alınması emredilmektedir. Günâhlarını itirâf edenler, Peygamber(s.a.v.)e bir miktar mal getirip: – Bunu al, sadaka ver ve bize duâ et, bizi günâhlarımızdan temizle! dediler. Âyet bu münasebetle inmiştir. 2) İkincisine göre âyette kasdedilen sadaka, zekâttır. Tebûk’ten geri kalanlara zekât farz idi. Bunlar seferden geri kaldıklarına pişman olup tevbe edince Allah bunların verdiği zekâtı almasını Elçisi’ne emretti. 3) Üçüncüsüne göre bu âyet, öncekilerden bağımsızdır. Bununla zenginlerden zekât alınması farz kılınmıştır. Gerçekte âyet, diğerleriyle birlikte Tebûk Seferi esnasında inmiştir. Tebûk Seferi, Peygamber’in hayâtının sonlarına doğru vukubulmuş bir seferdir. Oysa Mekke’nin ilk dönemlerinde inen sûrelerde de zekâtın önemini belirten âyetler mevcuttur. Bu âyetle zekâtın farz kılındığı görüşü, doğru değildir. Âyet, önceki âyetlerden bağımsız değil, onlarla beraber aynı konu ile ilgili olarak inmiştir. Bu âyetler, Peygamber’e, Tebûk’ten geri kalmakla hatâ eden ve Peygamber gittikten sonra büyük pişmanlık içine girip, Peygamber döndükten sonra huzuruna gelerek kusurunu itirâf edenlerle ilgilidir. Mücâdele: 104/12-13. âyetlerinden de anlaşıldığı üzere yapılan bir hatânın ardından sadaka verip af dilemek Kur’ân’ın emirlerindendir. Demek ki sahâbîler, hatâlarının ardından, kamu işlerine harcanmak üzere Peygamber’e sadaka veriyorlardı. İşte burada da emredilen, yapılmış olan hatânın keffâreti olarak verilen sadakanın alınmasıdır. Burada sadakadan kasıt zekât değildir. Nitekim Râzî de bu âyet uyarınca günâh işleyen kimsenin, tevbesinin ardından bir miktar sadaka vermesinin gerekli olduğunu, bu sadakanın, günâhına keffâret olacağını söylemiştir[1]. Burada Peygamber’e, günâhlarını itirâf edenlerin sadakalarını alırken onlara duâ etmesi, duâsının onları gönül huzuruna kavuşturacağı buyuruluyor. Peygamber (s.a.v.), sadakayı, kamu giderlerini karşılamak üzere alırdı. Bu, bir çeşit yardım idi. Müslim’in rivâyetine göre Hz. Peygamber, günâhını itiraftan sonra sadaka veren Ebû Evfâ’ya şöyle duâ etmiştir: “Allahım, Ebû Evfâ’nın âilesine ve soyuna acı, onları bağışla!”[2] (devamı yarın..) [2]. Buhârî, Da‘avât: 32; Ebû Dâvûd, Zekât: 7; Nesâ’î, Zekât: 13; İbn Mâce, Zekât: 8; İbn Hanbel, Müsned: 4/353-355, 381, 383
|