SADAKA (6) PDF 
Cumartesi, 09 Ağustos 2025 00:00

SADAKA (6)

(...dünden devam)

Mücâdele: 104/12-13. âyetlerde özel bir iş için Peygamber’le özel görüşmek isteyen kimselere, görüşmeden önce bir sadaka vermeleri emredilmekte, bunun daha iyi ve temiz olduğu, sadaka vermeyenleri de Allah’ın affedeceği belirtilmektedir. Bu âyete göre Peygamber (s.a.v.) ile özel görüşmek isteyen kimse bunun için bir sadaka verecektir. Ancak bu, sadaka verecek durumda olanlar içindir. Sadaka verecek durumda olmayanlar bundan muâftır.

Tasadduk, sadaka vermek, tasdîk de doğrulamak ve sadaka vermek anlamında kullanılır.

Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel borç verenler, işte onlara, (verdikleri), kat kat yapılır ve onlar için değerli bir mükâfât da vardır.”[1], “Ne sadaka verdi (yahut: ne doğruladı), ne de namaz kıldı.”[2]

Birinci âyet, sadaka, zekât vermeyi övmekte; ikincisi zekât vermemenin cehenneme atılmaya neden olacağını belirtmektedir.

Bir hakkın, alacağın bağışlanması da sadaka sayılır:

Eğer (borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek (lâzımdır). Eğer bilirseniz (verdiğiniz borcu, eli darda olan borçluya) sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.”[3], “Yanlışlıkla bir mü’mini öldüren kimsenin, mü’min bir köle âzâdetmesi ve ölenin âilesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer (ölenin âilesi), bağışlar(diyetten vazgeçer)lerse başka.”[4], “ve yaralara karşılıklı kısâs (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar(kısâs hakkından vazgeçer)se o, kendisi için keffâret olur...”[5]

Sadâk, sıdâk ve sudkada kadına verilen mehirdir. Çoğulu sadukat gelir: “Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoşluğuyla) veriniz...”[6]

Tevbe Sadakası:

“Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, yücelteceğin bir sadaka al ve onlara du‘â et; çünkü senin du‘ân, onlara huzûr verir. Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe: 113/103)

Bu âyette Peygamber(s.a.v.)e, müslümanların mallarından bir miktarını almak suretiyle onları temizleyip yüceltmesi, onlar için duâ etmesi emrediliyor ve Peygamber’in duâsının onlara huzur vereceği belirtiliyor. Duânın olduğu yerde duâyı işitip kabul edenin de bulunması gerekir. Bunun için âyetin sonunda Allah’ın işitici ve bilici olduğu vurgulanıyor. Yani sen onlar için duâ et, Allah senin duânı işitir, bilir demektir.


(devamı yarın..)


[1]. Hadîd: 112/18

[2]. Kıyâmet: 31/31

[3]. Bakara: 92/280

[4]. Nisâ: 98/92

[5]. Mâide: 110/45

[6]. Nisâ: 98/4

 

 

   Copyright @ Süleyman Ateş