KUR’ÂN SEVDASIYLA GEÇEN BİR ÖMÜR (36) PDF 
Pazartesi, 24 Haziran 2024 00:00

KUR’ÂN SEVDASIYLA GEÇEN BİR ÖMÜR (36)

(...dünden devam)

14 Ocak 2001 tarihinde Hollanda’ya gittim. Gittiğim Hollanda’da Avrupa İslâm Üniversitesini üç arkadaş kurduk ve tek fakülteden ibaret olan bu özel üniversitenin bir yıl kadar kurucu rektörü oldum yaptım, sonra Türkiye’ye döndüm.

1991 Ekiminin başından beri derslere girip çıkıyorum. Salı günleri öğleden sonra dört saat doktora talebesine dersim var. Kuşeyrî’nin Tefsîrini okutuyorum. Çarşamba günleri öğleden önce 8-10 arası ikinci sınıfa İsrâ Sûresi’nin tefsîrini, öğleden sonra seçmeli ders olarak Kur’ân’da Ana Konuları okutuyorum. Perşembe günleri öğleden önce iki saat yine İsrâ Sûresi’nin tefsîri, öğleden sonra da seçmeli ders olarak Kur’ân-ı Kerîm Meâli okutuyorum. Cuma günleri 8-10 arasında yüksek lisans talebesine dersim var. Demek ki haftada 14 saat ders okutuyorum. ...

SUUDİ ARABİSTAN’A DÂVET EDİLİŞİM: 1993

Dâru’l-İftâ’da, vaktiyle doktora jürisinde bulunduğum Dr. Abdullah Ahmed ez-Zeyd, bana yazdığı bir mektupta, bazı terceme eserleri gözden geçirmek üzer Suudi Arabistan’a gitmemi teklif etmiş, ben de muvafakat etmiştim.

Beni İstanbul’daki evimden telefonla aramış, Atike’ye kendisini aramamı söylemiş. Ben de Samsun’dan, verdiği numaraya telefon ettim. Gitmem için sorumlulardan muvafakat çıktığını, ne zaman gideceğimi sordu. Ocak ayının sonunda gidebileceğimi söyledim. Biletimi ve taleb yazısını göndereceğini söyledi.

Birkaç gün sonra İstanbul’daki Suud Hava Yollarından arayıp, Suud’dan bana bilet geldiğini haber verdiler. Bunun üzerine, Abdullah’ın gönderdiği mektup ile daha önce İmam Muhammed Üniversitesinin, beni bir konferansa dâvet mektubunu eklediğim bir dilekçe ile, Üniversiteden bir yıl izin istedim.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi bana sekiz aylık, yani 1993 yılı Eylül sonuna kadar maaşlı izin verdi. Samsun’daki sınavları yaptım. Kurduğumuz Vakfın, Samsun’daki yayın evinin açılışını da yaptıktan bir gün sonra Naciye ile birlikte İstanbul’a geldik. İstanbul’da bazı işlerimi de bitirdikten sonra 5 Şubat 1993 Cuma günü Suudi Arabistan’a uçmaya karar verdik.

Riyad’da Abdullah Zeyd bana, Muhammed ibn Abdulvahhâb’ın, “Kitabu’t-Tevhîd”ini terceme etmek üzere vermişti. Canım sıkılıyordu. Adam beni âdeta kandırarak getirmişti. Ben en azından hac zamanına kadar kalacağım umuduyla gelmiştim. Meğer bir ay için gelmemi istemiş. Henüz on gün geçmeden ben canımın sıkılmaması için çok çalıştım:

1- “Bâbîlik, Bahâîlik” kitabını gözden geçirip hakkında rapor yazdım. Raporum olumlu idi.

2– “Namaz Nasıl Kılınır?” saçmalığını okuyup gerekli raporu yazdım.

3– “Dinu’l-Hak” adlı Kitabı çevirdim. Beş gün içinde çevirme işlemi bitti.

4– “Namaz Nasıl Kılınır” konulu birkaç sayfalık broşürü terceme ettim.

5– “el-Usûlü’s-selâse” adlı kitabı terceme ettim.

Şimdi de Kitâbu’t-Tevhîd’i ele aldım. İşte Suudluların tanrılaştırdıkları adamın Kitâbı: “Kitâbu’t-Tevhîd”  yazar, uydurma, zayıf hadislere dayanarak hükümler çıkarıyor, âyetleri bir tarafa bırakıyor. Bu rivayetler âyetlere üstün tutuluyor.

O kadar kuru, o kadar sıkıcı şeyler ki. Meselâ güya Peygamber demiş ki: “Bir adam bir sinek yüzünden cennete, diğer biri de bir sinek yüzünden cehenneme girdi. Bu iki kişi yürürken müşrik bir kavme varırlar. O kavim, bunlardan birine, putlarına bir kurban sunmalarını isterler. “Kurban kes” derler. Adam “Kesecek Kurbanım yok” der. “Öyle ise bir sinek kurban et” derler. Adam “Allah’tan başkasına kurban sunmam” der. Onu öldürürler. Arkadaşı ise, ölümden kurtulmak için sinek kurbanını puta sunar, kurtulur, ama cehenneme girer.

(devamı yarın..)

 

 

   Copyright @ Süleyman Ateş