KUR’ÂN SEVDASIYLA GEÇEN BİR ÖMÜR (32) PDF 
Perşembe, 20 Haziran 2024 00:00

KUR’ÂN SEVDASIYLA GEÇEN BİR ÖMÜR (32)

(...dünden devam)

Allah ile kul arasına aracı sokmamalıyız. Eğer Saffet Bey’in düşüncesiyle konuya yaklaşırsak Arapların hiç günâhı yoktur. Kur’ân niye onları müşrik diye nitelendiriyor? Onların da yaptığı, bugün çoğu yerde türbelerde yapılandan farklı değildi ki. Yani “Ya Rabbi, bunlar hakkı için murâdımızı ver, duâmızı kabul et” diyorlardı. Onların yaptıkları başka bir şey değildi. Onlar Allah’ı tanımaz insanlar değillerdi. Ancak bu aracılar olmadan Allah’ı anmaz, onların aracılığını düşünmeden Allah’a ibâdet ve duâ etmezlerdi: “Allâh, tek olarak anıldığı zaman; âhirete inanmayanların kalbleri ürker. Ama O’ndan başka(tanrı)ları da anıldığı zaman, hemen sevinirler.” (Zümer: 45)

Eğer biz de onların yaptığı gibi yapacak olursak bu, şirkin daniskasıdır. Kur’ân-ı Kerîm, onların bu davranışını şöyle belirtiyor: “İyi bil ki, hâlis dîn yalnız Allâh’ındır. O’ndan başka velîler edinerek: ‘Biz bunlara, sırf bizi Allâh’a yaklaştırmaları için tapıyoruz,’ diyenler(e gelince): Şüphesiz ki Allâh, onlar arasında, ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir. Allâh, yalancı, nankör insanı doğru yola iletmez.” (Zümer: 3)

Âyette belirtildiği üzere müşrikler, o yatırlara duâ etmenin, kendilerini Allah’a yaklaştıracağına inanıyorlardı. İşte Kur’ân’a göre bu tür bir inanış şirktir. Ama böyle inanmadan sırf orada yatan zâta duâ etmek ve âhireti anımsamak, mânâya yönelmek için gidip türbeleri ziyaret etmek güzel bir şeydir, kabirleri ziyaret etmek sünnettir.

Peygamberimiz Cennet-i Bakî‘a denilen Medîne Kabristanına gider, bazen gece yarısı orayı ziyâret eder, orada yatanlara duâ ederdi. Hattâ kendilerinin, daha önce puta taparlığa yol açar endişesiyle kabir ziyaretini yasaklayıp tevhîd tamamen gönüllere yerleşip tehlike ortadan kalktıktan sonra: “Ben sizi kabirleri ziyaret etmekten menetmiş­tim. Artık kabristanı ziyâret ediniz. Çünkü o, âhireti anımsatır!” (Tirmizî, 2/361; İbn Hanbel, Müsned: 38/113) dediği rivâyet edilir.

Evet insan kabristana gittiği zaman âhireti hatırlayacak, bir gün ben de buraya gideceğim diye düşünecektir. Bu maksatla kabir ziyaret iyidir. Yoksa sırf ölenlere duâ etmek için kabristana gitmeğe de gerek yoktur. Çünkü duâ, toprağa düşmüş olan bedenler için değil, ruhlar için yapılır. Ruh da artık kabrin içinde değil, kendine özgü yerdedir. O, nerede kendisine okunsa veya duâ edilse ondan haberdar olur, sevinç duyar. Ruh için uzaklık söz konusu değildir. Demek ki kabirlere gitmek, orada yatanlar için değil, bize ibret olmak için iyidir.

(devamı yarın..)

 

 

   Copyright @ Süleyman Ateş