KABİR HAYATI ÜZERİNE (1)
Pazar, 03 Mart 2019 00:00

KABİR HAYATI ÜZERİNE (1)

Cevap: Ölen kişi kabre konulduğu için hep kabirden söz edilir. Aslında kabre konulan cesettir. Ruh, kendine mahsus yere gitmiştir. Bu yer ya cennet veya cehennemdir. Ruh kabirde değildir. Ancak cesedinin bulunduğu kabre de gelir. Kendisini ziyaret edenlerden haberdar olur. O hayatın ayrıntılarını ne ben bilirim, ne de herhangi bir kimse. Kabirden geri dönen hiç olmadı.

Ölenin ruhu, eğer serbest ise kendi ailesinin durumunu bilir, onlardan haberdar olur. Hattâ ilk zamanlarda kendisini onların arasında hisseder; onların sevinmelerine sevinir, üzülmelerinden üzüntü duyar. Ama zaman geçtikçe artık kendi ruhsal âlemine alışır. Ruh kabirde mahkûm ve tutuklu değildir. Ancak uzun süre içinde yaşadığı bedenini ziyaret edenlerin yanına gelir. Hattâ kendisini düşünenlerin, ananların yanına gelir. Mesafe boyutundan kurtulan ruh, bir anda cihanı dolaşabilir. Kim kendisini anıyorsa onun yanına gidebilir.

Kabir Sorusu ve Azâbı:

Buhârî, Müslim, Nesâ’î ve İbn Hanbel’in rivayet ettikleri hadîste: Kabre konulan ölüye iki meleğin gelip Rabbinin ve peygamberinin kim olduğu hakkında soru soracakları anlatılır, fakat meleklerin adından söz edilmez. Yalnız Tirmizî’nin rivayet ettiği ve garîb olarak nitelediği hadîste meleklerin, biri Münker, diğeri Nekîr adını taşıyan iki ezrak (çakır gözlü), kara melek oldukları belirtilmiştir. Aslında Tirmizî’nin rivayet ettiği hadîsin temel anlamı, Buhârî ve Müslim’deki hadîslerin aynıdır. Ancak çeşitli râvîlerin ağzında dolaşa dolaşa hadîs rivâ-yetlerinin içine başka söz ve düşünceler karışmıştır. Hattâ Buhârî ve Müslim’in kabir sorgusundan söz eden hadîslerinin ayrıntılı metinleri de Kur’ân’ın anlatımına uymaz. Ayrıca kendi aralarında da çelişkilidir. Metinlerde cümle düşüklüğü var, birinci şahıstan üçüncü şahıs kipine geçiliyor.

Kasas: 49/78. âyetinde: “Suçlulara günâhlarından sorulmaz.” bu­yu­ruluyor. Bu, suçluların, yaptıklarından sorumlu olmayacakları anla­mına gelmez. Herkes yaptığından sorumludur. Ancak âhirette, insanın dünyada yapmış olduğu işler o kadar açık biçimde görünecektir ki artık suçlunun suçunu sorup araştırmağa gerek yoktur. Herkesin dünyada yaptıkları, rûhuna yerleşmiştir. Yaptıklarının işâretleri, izleri rûhunda görünür, bütün organları yaptıklarını söyler. Bu âyet, âhirette suçluların, kulun itirafına gerek kalmayacak derecede açıkça belli olacağını bil­dirmektedir. Nitekim: “39- O gün ne insana, ne de cinne günâhından sorulur. 40- Şimdi Rabbinizin hangi ni‘metlerini yalanlıyorsunuz? 41- Suçlular, sîmâlarından tanınır, perçemler(in)den ve ayaklar(ın)dan tu­tulur. 42- Şimdi Rabbinizin hangi ni‘metlerini yalanlıyorsunuz?” (Rah­man: 39-42) âyetlerinde de suçlulara ne gibi günâh işlediklerinin sorul­mayacağı, zîrâ onların, işâretlerinden tanınacağı ve perçemlerinden ve ayaklarından tutulup cehenneme atılacakları belirtilmektedir.

(devamı yarın..)