Ünlü ilahiyatçılarımızın
Prof. Dr. Süleyman Ateş ve büyük eseri
"YÜCE KUR'ÂN-IN ÇAĞDAŞ
TEFSÎRÎ ve bunun özeti olan "KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ
hakkındaki
düşünceleri ve değerlendirmeleri
Tarih boyunca insanları
irşâd ve İlahî düsturları tebliğ etmek maksadıyla gönderilmiş bulunan
peygamberler zincirinin son halkası Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'dir. O'na
gönderilen din, son ve Allah katında yegâne makbul din olan İslâm, bu dinin
kitabı ise Yüce Kur'ân'dır.
Kur'ân-ı
Kerîm'den sonra ilâhi mesajı ihtiva eden bir başka kitabın gelmeyecek oluşu,
Yüce Kitabımıza evrensellik hüviyeti kazandırmakta ve gelecek nesilleri de ona
muhatap kılmaktadır. Böyle bir kitabın her yönüyle ve her zaman çağlar üstü
olması gerekmektedir ve öyledir.
O, prensipleri eskimeyen, ilim
ve teknolojinin gelişmesiyle
her geçen gün işaret ettiği pek çok hakikati ortaya çıkan, benzersiz bir
kitaptır.
O, insanı
tefekkür ve tezekküre davet eden üslubu, bir tek harfinde gizli mana hazineleri,
akıllara durgunluk verecek ikna yöntemleri ve sahip olduğu eşsiz güzelliğiyle
taptaze ve dipdiri olarak insanlığın önünde daima duracaktır.
Yine Kur'ân-ı
Kerîm'in tetkik edilmesi neticesinde, O'nda astronomi, fizik, kimya, biyoloji
gibi tabiî ve tarih, sosyoloji, psikoloji ve linguistik gibi beşerî ilimlere
temas eden pek çok işaretlerin bulunduğu görülecektir.
Böyle
İlahî bir kitabın,
belli bir çağa, belli bir kültür ve bilgi birikimine bağlanması ve geçmişte
yapılan yorumlarla geçmiş ve gelecek bütün nesillerin ihtiyaçlarının
karşılanması mümkün olmadığı gibi, bütün bu nesillerin böyle bir Kur'ân
tefsîriyle tatmin olmalarının beklenilmesi de doğru olmayacaktır.
Nitekim bu ihtiyaç
sebebiyledir ki, Hz. Peygamber'in gününden bugüne Kadar Yüce Kitabımızın
yüzlerce defa tefsîri yapılmıştır. Bundan böyle de yapılacaktır. Diyanet İşleri
Eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş'in "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" isimli eseri
bunlardan sadece biridir.
Tefsîrleri, genel anlamda,
rivayet ve dirayet tefsîrleri olmak üzere iki kısma
ayırmak mümkündür. Bunlardan rivayet tefsîrleri ağırlıklı olarak Resulullah'ın
hadîsleri ile sahâbeden gelen rivayetler esas alınarak yazılırken, dirayet
tefsîrlerinde sadece rivayetlere bağlı kalınmayıp, İslâm âlimlerinin rey ve
ictihadlarından da yararlanılmaktadır. "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" hem rivayet ve
hem de dirayet tefsîri olarak değerlendirilebilecek, takdire şayan bir tefsîr
olup, müellifin uzun yıllar süren çalışma ve tecrübesinin bir mahsulüdür.
Milliyet Gazetesi'nin böyle
bir eseri okurlarına
sunmasını dînî ve millî kültürümüze önemli bir katkı olarak değerlendiriyor,
hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet
İşleri Başkanı
Prof. Dr. Süleyman Ateş
öğrenciliğinden beri hayatını Kur'ân ve Kur'ân ilimlerine adamış bir ilim
adamıdır. İlâhiyat Fakültesi'nde mezuniyet tezi olarak "İslâma İtirazlar ve
Kur'ân-ı Kerîm'den Cevaplar" adlı eseriyle başladığı verimli araştırma ve yayın
faaliyeti süresince pek çok eser vermiştir.
Bunların
içerisinde uzun yıllarını verdiği "Kur'ân-ı Kerîm'in Tefsîri" adlı eseri,
alanında önemle kaydedilmesi gereken yorucu bir çabanın ürünüdür.
Türkiye'nin dışında
Suudi Arabistan ve Cezayir'de de öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Süleyman Ateş,
gerek İslâmî ilimlerdeki derin vukufu, gerekse İslâm Dünyası'nı yakından tanıyan
birisi olarak, büyük gayretler sonucu hazırladığı tefsîriyle, bu alandaki diğer
çalışmalara da ışık tutacaktır.
Yeni tefsîr çalışmalarının
gündemde olduğu günümüzde en yeni tefsîrlerden birisi olan Prof. Dr. Ateş'in bu
eserinin, Milliyet Gazetesi aracılığıyla geniş halk kütlelerine ulaştırılması
önemli bir hizmet olacaktır.
Prof. Dr. M. Sait Yazıcıoğlu
Ank. Ü.
İlahiyat Fak.
Dekanı; Diyanet İşleri Eski Başkanı
Okunmak, anlaşılmak
ve ışığından yararlanılmak için nâzil olan Kur'ânı Kerîm'in tefsîr edilmesi asla
kolay bir iş değildir. Tefsîr işi, "Kur'ân dili" derin bir vukufiyet ister.
Birçok İslâmî ilimde ileri seviyede bir bilgi birikimini gerekli kılar. Bununla
da bitmez: Tefsîr ihtiyacı, tarihî ve kültürel şartların ortaya çıkardığı yeni
bir zaruret olduğuna göre, geniş ölçüde o şartların belirlediği düşünce ve bilgi
dünyasına âşina olmayı ve yeni bir "deyim"le dile dökülmeyi kaçınılmaz bale
getirir. Kur'ân'ı, tabir yerindeyse, "bölük pörçük" anlamak ayrı, tefsîr
edebilmekse daha ayrı bir şeydir. Müfessirlik, ilim ve tefekkür içinde
geçirilmiş bir ömrün kazandırdığı bir ihtisas işidir.
İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş
bu özellikleri haiz bir mütahassıs ve müfessir, Kur'ânı Kerîm Tefsîri'yse,
çağdaş tefsîr olma özelliklerine sahip bir eserdir. Öyle bir eser ki, hem klasik
İslâmî ilimlere duyulan genel ihtiyacı karşılayan bir çeşit "ansiklopedi" yerini
tutmakta, hem de modern bilgi ve düşüncenin pek çok sonucunu okuyucunun
istifadesine sunmaktadır. Hem tarihe ve geleneğe saygıyla bakmakta ve onlardan
yararlanmakta, hem de gerektiğinde fikri bağımsızlığın, bugünün ilim ve fikir
adamı olmanın hakkını vermektedir. Özellikle bu sonuncu çabanın çok sayıda
teşvikçisi kadar tenkitçisi de olması tabiî karşılanmalıdır.
Ömrünün yarım
asra yakın bir kesimini ibadet aşkı içinde Kur'ân'ı anlamak ve anlatmak için
vakfeden Süleyman Ateş Hoca'nın bu tefsîri inşâallah bizi Mukaddes Kitabımıza ve
dolayısiyle O'nun Sahibi Yüce Mevlâ'ya daha çok yaklaştıracaktır. İşte bu
noktada hem Kelam Sahibi'nin rızası hem Yüce Elçi'nin gayesi, hem de Müfessir'in
emeli bir araya gelmiş olacaktır.
Prof. Dr. Mehmet S. AYDIN
9 Eylül Ü.
İlahiyat Fak. Dekanı
Kur'anı
Kerîm'in daha doğru anlaşılması için âyetlerin açıklanması ve yorumlanması
ihtiyacı tefsîr ilminin doğmasına sebep olmuştur. Yapılan tefsîrler devrin ilim
verileri ve yazarının kültür seviyesine göre şekil kazanır.
Prof. Dr. Süleyman Ateş
"Kurânı Kerîm Tefsîri" adlı eserini uzun yıllar yaptığı ilmî çalışmalar sonucu
meydana getirmiştir. Kendisi İslâm ilimlerinde geniş bilgi sahibi ve yüksek
kültür seviyesine erişmiş bir din bilginimizdir. Bu nitelikleriyle yazdığı
tefsîr kitabı, günümüz insanına Kur'ân'ı anlamada büyük bir ışık tutmaktadır.
Ayrıca Sayın Ateş'in Türkçeye olan hâkimiyeti ve ifadede sade bir dil kullanmış
olması eserin rahat okunup anlaşılmasını sağlıyor.
Prof. Dr. Necati ÖNER
Ank. Ü.
İlâhiyat Fak. Eski
Dekanı
Kur'ânı
Kerîm, insanlığı doğru yola iletmek için indirilmiştir. Bu yüzden günümüze dek
tefsîr edilmiştir ve edilmeye de devam edilecektir. 14 asırlık geçmiş, bizi
muazzam bir tefsîr külliyatıyla karşı karşıya getirmiştir. Ancak bu birikim
dikkatle incelenecek olursa, özgün olan sınırlı sayıda tefsîr dışında, büyük bir
kısmının âdetâ birbirlerinin tekrarı olduğu rahatlıkla görülür. 19. yüzyılda,
Özellikle sanayi devriminden sonra tefsîrin toplumun gereksinimlerine cevap
veremediğini görüyoruz. İslâm ülkelerinin, Batı ülkelerinin etkisi altına
girmelerini bu olguda görmek mümkündür, Zira İslâm ülkelerindeki yöneticiler,
bundan böyle çözüm yollarını Kur'ânı Kerîm'de değil de, Batı'nın kurumlarında
aramaya koyulmuşlardır. 20. yüzyıldan itibaren, İslâm Dünyası'nda, Kur'ân
doğrultusunda asrın sorunlarına çözüm arama çabalarının ağırlık kazandığını
görüyoruz. Bundan böyle geçmişin tekrarı yerine, asrın sorunlarına çözümler
getirme endişesi ön plana çıkarılacaktır. Cumhuriyet Dönemiyle birlikte
Türkiye'de de tefsîr çalışmalarının ağırlık kazandığına tanık oluyoruz.
"Cumhuriyet Döneminde Yayınlanan Türkçe Telif ve Tercüme Tefsîrler" başlıklı
araştırmamızda bu araştırmaları değerlendirmiştik. Bu çalışmalar arasında,
değerli hocamız Prof. Dr. Süleyman Ateş'in, o zaman yayımlanmış olan tefsîr
çalışmasının ilk cildini de tanıtmış ve sayın hocamızın bu değerli eserini bir
an önce tamamlamasını Cenabı Mevlâ'dan niyaz etmiştik. Değerli hocamız, bu
arzumuzu gerçekleştirmekte gecikmedi ve bizlere gerçekten dev bir eser sundu.
Kuşkusuzdur ki bu eser, Türkiye'de ve hattâ İslâm âleminde şu ana kadar yazılmış
olan tefsîrler içinde en mükemmel olanıdır. Çünkü bu araştırmada bir yandan
geçmişin bilimsel bir değerlendirmesi yapılırken, diğer yandan içinde
yaşadığımız toplumun sorunları da gözardı edilmemiştir. Aslında, tefsîrin
yazılış gayesi de budur. Böylesine güçlü bir tefsîri burada birkaç paragrafla
tanıtabilmek elbette mümkün değildir. Bu ancak bilimsel bir tez, ya da
araştırmayla yapılabilir.
Diğer
taraftan, unutmamak gerekir ki bir eser her şeyden önce onu meydana getiren
sanatkârın kişiliğinin ürünüdür. Bu bakımdan kişilikle ilgili bazı tespitler,
eserin oluşmasını en iyi açıklayan etkenlerdendir. Değerli hocamızı tanıyan biri
olarak, onun bazı ayırt edici özelliklerini tanımamıza imkân vermiştir. Kur'ân'a
dayalı engin tasavvuf bilgisi ve yaşantısı, insan sevgisini ve özgürlük
tutkusunu değerli hocamızın kişiliğinin ayrılmaz en önemli iki özelliği
kılmıştır. İşte bu iki özellik göz önünde bulundurulmadan, değerli hocamızın
tefsîrini gereği gibi anlamak mümkün değildir. Hemen belirtelim ki, onun bu
hümanist yönü, bilimsel ve toplumsal sorunlara da eğilmesini ve onlara çözümler
getirmesini engellememiştir.
Sonuç olarak, tefsîr, Kur'ân'ın
öngördüğü, kalbi insan sevgisiyle dolu, özgür, sorunların karşısında yılmayan,
onların üstesinden gelebilen insanın oluşturulmasına katkıda bulunacak son
derece önemli bir eserdir. Böyle bir eseri ilim âlemine ve topluma sunduğu için
değerli hocamızı tebrik eder, sıhhat ve afiyet içinde daha nice yıllar
başarılarının devamını dileriz.
Prof. Dr. Salih AKDEMİR
Ank. Ü.
İlâhiyat Fak. Tefsîr
Anabilim Dalı
Kur'ân, dünya hayatında
ve ölümden sonraki hayatta insanın mutluluğunu sağlayacak evrensel prensipleri
sunan, içerisine insan eli karışmamış, dünyanın her bucağında konuşulmaya
başlanmış en son ilahî dinin mukaddes kitabıdır. Kur'ân'ın bu yüce amacını
açıklayan bir tefsîre her zaman ihtiyaç duyulmuştur ve bu ihtiyaç bugün de
şiddetle kendisini göstermiştir. Arap diliyle nazil olan Kur'ân'ın Türkçede pek
çok tercümesi olduğu gibi beraberinde tefsîrleri de vardır. Ancak bunların
dilini bugünkü insanımız anlamakta cidden güçlük çekmektedir. Ayrıca Kur'ân'da,
insanların dikkatini çekmek için evrenin yaratılışına, insanın anatomisine,
tabiatta cereyan eden kanunlara ve nihayet tarihte yaşamış çok eski ulusların
uğradığı ibret verici İlâhî cezalara işaret eden çok sayıda âyet vardır. Bu
âyetlerin birçoğunu anlayabilmek için günümüz bilim verilerini göz önünde
bulundurmak zorundayız. İşte yeni neslin anlayabileceği kadar yeni ve açık bir
dil ve üslûpla hazırlanan Sayın Süleyman Ateş'in bu tefsîri metod açısından da
çağdaştır. Çünkü evrenin düzeni, yaratılış vb. fizik, astronomi ve hattâ
astrofizik olaylarıyla ilgili âyetleri ilmî bulguların ışığı altında izah etmeye
çalışmıştır. Peygamber kıssalarını anlatan âyetlerin tefsîrinde bugünkü Kitâbı
Mukaddes'e de yer yer başvurmuş, âyetlerin açıklanmasına yardımcı olan
hadîslerin kaynağını göstermiş, zayıf olanları kullanmaktan kaçınmıştır.
Herkesin yararlanabileceği Türkçemize kazandırılmış bu Tefsîr sayesinde her
Müslüman, iman ettiği Yüce Allah'ın insanlığa yönelik mesajını anlayacak, bu
mesaj üzerinde düşünecek, Kur'ân'daki yüce ahlâkî prensipleri ve değerleri kendi
yaşamına uygulayacak, Kur'ân'ın sunduğu ışığı yakalamaya çalışacaktır.
Prof. Dr. Mehmet Ali SÖNMEZ
Uludağ
Ü. İlahiyat Fak. Hadîs Anabilim Dalı Başkanı
Günümüzde kitapçıların
vitrinlerini süsleyen tercüme ve telif çeşitli Kur'ân tefsîrleri var. Bunlar
tabiî olarak yazıldıkları zamanların ve ülkelerin bilgi birikimlerini, sosyal
şartlarını ve anlayışlarını yansıtan değerli çalışmalardır. Emekleri geçenleri
şükranla anıyoruz.
Ancak büyük bir kısmı
çağımızın insanına ve ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor. Yüzyılımızın ilk
yarısında ülkemiz mü'minlerinin bu ihtiyacını Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın
Tefsîri gidermeğe çalıştı. Üzerinden geçen yaklaşık altmışbeş sene bizleri
yirminci yüzyılın sonlarına getirdi. Yakında 21. yüzyıla adım atacağız. Bu arada
fen ve sosyal bilimlerdeki araştırma ve çalışmalar da durmadı; büyük ilerlemeler
kaydetti. Toplumumuz yeni bir Kur'ân Tefsîri ihtiyacını tekrar hissetmeye
başladı ve yeni arayışlar içine girdi.
Bu ihtiyacı
gören bazı İlâhiyatçılar alelacele boşluğu kapatma gayretiyle tefsîr
denemelerine giriştiler; fakat bu çalışmalar doyurucu olmadı.
Gelişmeleri
takip eden ve ihtiyacı gören günümüz tefsîr otoritesi Prof. Dr. Süleyman Ateş de
araştırma ve çalışmalarını bu önemli ve mesuliyetli konuya çevirdi. Çocukluğunda
aldığı medrese, gençliğinde aldığı üniversite eğitimi ve daha sonra sürdürdüğü
akademik eğitim ve çalışmaları ona metot ve bilgi alanında derinlik ve enginlik
kazandırdı. Ayrıca Suudi Arabistan, Cezayir ve ülkemiz İlâhiyat fakültelerinde
sürdürdüğü tefsîr eğitimi ve öğretimi, hem İslâm Dünyası'nı hem de insanlarını
ve sorunlarını yakından tanıma ve yaşama şansını verdi. Bu şans onu
meslektaşlarının önüne geçirdi.
Güncel problemlere cesaretle eğilmesi,
zaman zaman geleneksel düşünce ve yorumların dışına çıkması, bilimselliği ön
plana alması, bazı gelenekselliğin savunucusu meslektaşlarımızın tenkitlerine ve
saldırılarına sebep oldu. Ancak Sayın Süleyman Ateş Kur'ân'dan ve bilimsel
hakikatlerden taviz vermedi. Kur'ân'ın ve Resulullah'ın otoritesini insanların
otoritesine tercih etti. Hazırladığı "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" isimli eseriyle
bilimsel yeteneğini ve otoritesini bir kez daha kanıtlamış ve bu alanda devam
eden boşluğu doldurmuş oldu.
Bütün bu çalışmalarından
ve başarısından dolayı kendisini tebrik ediyorum. Ülkemize ve insanlığa daha çok
hizmetler edebilmesi için Cenabı Allah'tan uzun ömür, sağlık ve âfiyetler
diliyorum.
Prof. Dr. Ekrem SARIKÇIOCLU
19 Mayıs
Ü. İlahiyat Fak. Eski Dekanı
Kur'ânı
Kerîm okunması, anlaşılması, öğrenilmesi ve uygulanması için Allah tarafından
gönderilen İlâhî bir kitaptır. Onun asıl hedefi insanları, "insan-ı kâmil: olgun
insan" durumuna getirmek, onları önce bu dünyada, sonra da ahirette mutlu
yaşatmaktır. Ancak Kur'ân'ın bu hedefine ulaşabilmesi öncelikle onun mesajının
iyi anlaşılabilmesine, doğru anlaşılabilmesine bağlıdır. Bu da onun tefsîrinin
yapılmasını, tabiî ki doğru yapılmasını gerekli kılmaktadır.
İşte ülkemizin değil, dünyanın
en önde gelen müfessirlerinden biri olan, Ankara Üniversitesi İlâhiyat
Fakültesi'nde öğrenciliğini yaptığım, şu anda da 19 Mayıs Üniversitesi İlâhiyat
Fakültesi'nde birlikte çalışmakta olduğum Sayın bocam Prof. Dr. Süleyman Ateş'in
bu tefsîri, yıllardan beri oluşan bir birikimin eseri olarak böyle bir anlayışla
bizlere sunulmaktadır. O tefsîrinde anlaşılır, sade bir dil ve akıcı bir üslûp
kullanmış, âyetlerin açıklamalarında yine Kur'ân âyetlerine ve sahih rivayetlere
yer vermiş, çağın gelişmiş bilimsel verilerinden yararlanmış, hurafe ve
bid'atlerden uzak durmuştur. Öteden beri tefsîrlerde birbirlerinden aktarılarak
günümüze kadar gelen bazı yanlış yorumların sayın Ateş'in tefsîrinde aslına
uygun olarak ne kadar güzel ve doğru bir şekilde izah edildiğini görmek
mümkündür.
Bu mükemmel eseri herkesin
okumasının,
yalnız peşin hükümle değil, üzerinde düşünerek okunmasının bir zaruret olduğuna
inanıyorum. Bu alandaki ihtiyacı büyük ölçüde gidermiş olmasından dolayı
saygıdeğer hocama teşekkür ediyor, gelecekte daha da yararlı çalışmalar
yapmasını Cenabı Hak'tan temenni ediyorum.
Prof. Dr. Hüseyin PEKER
19 Mayıs
Ü. İİâhiyat Fak. Dekanı
Bilgi çağına
girmek üzereyiz. Hemen her gün yeni keşifler yapılmakta ve insanlığın hizmetine
sunulmaktadır. Bireylerin bilgi düzeyi arttıkça merakı da artmakta ve konular
başka başka açılardan sorgulanmaktadır.
Kur'ân'ın
çağlara hitap eden bir kitap olduğunu bilmekteyiz. Kur'ân birçok bilim
disiplinini ilgilendiren âyetler içermektedir. Bu âyetlerin, ilgili bilim
disiplinlerinin, bugünkü bilgi düzeylerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilindiği
gibi Kur'ân'da yaratılışla ilgili birçok âyet bulunmaktadır. Sayın Prof. Dr.
Süleyman Ateşin Kurân-ı Kerim Tefsîri ilgili eserinde yaratılışla ilgili bu
âyetlerin tefsîrini yaparken günümüz embriyolojisini de dikkate aldığını
görmekteyiz. Eserde, yaratılışla ilgili âyetlerin tefsîrlerinin anlaşılmasına
yardımcı olmak amacıyla orijinal resimler de kullanılmıştır. Embriyolojik açıdan
doğru olan bu bilgilerin okuyuculara faydalı olacağını umuyorum.
Prof. Dr. Nusret ÇİFTÇÎ
19 Mayıs
Ü. Tıp Fak.
Prof. Dr. Süleyman Ateş
hocamız, kendisini Kur'ân'ın anlaşılmasına adamış bir bilim adamıdır. Bugüne
kadar bu alanda yapmış olduğu çalışmalar bunun açık bir kanıtıdır. O bu alanda
uzun yıllar sonucu oluşan birikimini "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı eserinde
ülkemiz insanının istifadesine sunmuş bulunmaktadır.
Benim gözümde kendisi Kur'ân'ı
ezberlemiş olan ve hafızlığın kendisine verdiği avantajla daima Kur'ân ile
yaşayan, onu daimî suretle tezekkür ve tedebbür eden, onun öğretilerini
benliğinin derinliklerinde hisseden ve yaşayan bir Kur'ân ehlidir. Bu özelliği
ona pek çok Kur'ân âyetinin anlaşılmasında kendine has yorumlar ortaya koyabilme
imkânını bahşetmiştir. Bu özelliği sebebiyle onun Elmalılı'nın tefsîrinden sonra
gerçekten orijinal bir tefsîr meydana getiren yegâne müfessir olduğunu söylemek
yanlış olmaz. Ancak onun tefsîrini diğerlerinden ayıran başka özellikler de
vardır:
Bu tefsîr, geçmiş
tefsîrlerden yararlanmakla birlikte, onlardan bağımsız olarak müfessirimizin
kendi inisiyatifini kullanmaya özen gösterdiği, geçmiş yorumları sıkı bir tenkid
süzgecinden geçirdiği ve gerektiğinde onlardan ayrılmakta tereddüt etmediği bir
çalışmadır.
Müfessirimizin kendi
inisiyatifine dayanan yorumları
birinci plana alırken gösterdiği bu bağımsız düşünce ruhunu, pek çok aktüel
meseleye Kur'ân ışığında çözüm aradığını çeşitli yorumlarında da görmekteyiz. Bu
bakımdan tefsîrinin, çağdaşlık iddiasıyla yazılmış olan, ancak çağdaşlığı sadece
isimde kalan birçok tefsîrden farklı olduğunu belirtmek gerekir.
Prof. Dr. Süleyman Ateş
hocamızın geçmiş yorumlar karşısında takındığı tenkitçi tavrı klasik tefsîrlerde
kullanılan rivayetler karşısında başarıyla sürdürdüğü ve tefsîrini geçmiş
tefsîrlerde yer alan asılsız, çelişkili ve İsrâîliyyat türünden rivayetlerden
uzak tutmaya bilhassa özen gösterdiği de vurgulanması gereken diğer bir
husustur.
Öte yandan, Kur'ân'ın
kendinden önceki kitaplara atıflarda bulunduğu âyetlerin yorumu esnasında
ikinci, üçüncü dereceden kaynaklara baş vuran pek çok geçmiş müfessirimizin
aksine, tam bir bilimsellikle, birinci dereceden kaynaklara başvurmuş ve Kur'ân
ile Tevrat ve İncil gibi diğer kutsal kitapları mukayese etme imkânını
okuyucularına sunmuştur.
Bilindiği
gibi Kur'ânı Kerîm'in okunuşundaki kıraat farklılıklarını, ilk dönem
müfessirleri, tefsîrlerinde göz önünde bulundurmuşlardır. Ancak geç dönemlerde
bu kıraat farklılıkları giderek tefsîrden dışlanmış ve çoğunlukla elde mevcut
Mushaflardaki kıraatler esas alınmıştır. İşte müfessirimiz ihmal edilmiş veya
gereken önem verilmemiş bulunan bu kıraat farklılıklarına da tefsîrinde yer
vermekle, unutulmuş bir geleneği tekrar gündeme getirmiş ve âyetleri anlamada
çeşitli kıraatlerin bizlere sunduğu anlam zenginliklerinden yararlanmayı da
ihmal etmemiştir.
Müfessirimizin bilim adamlığı
sıfatı, tefsîrde kullandığı kaynaklara atıfta bulunurken gösterdiği titizlikte
de görülmektedir. Dipnotlarda işaret edilen kaynaklar, onun tefsîrinin ne denli
geniş bir araştırma ürünü olduğunu bize göstermektedir.
Müfessirimiz tefsîri yanında,
bir Kur'ânı Kerim meâli de neşretmiş bulunduğundan, tefsîr edilen âyetlerin
meâllerinde de daha önceki Türkçe tefsîrlere nazaran gözle görülür bir açıklık
ve sadelik hâkim bulunmaktadır. Buna, âyet meâlleri gibi tefsîrin tamamının dil
ve üslûp yönünden günümüz insanının anlayabileceği bir nitelikte olması da ilave
edilmelidir.
Kısacası,
günümüz insanının Kur'ânı anlama yolunda "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"nden müstağni
kalmasını düşünmek mümkün değildir. Bu tefsîrin meziyetleri elbette bunlardan
ibaret değildir. Ancak gerek anlattıklarımızı, gerek anlatamadığımız diğer
meziyetlerini keşfetmek için onu okumak gerekir.
Biz, dünyanın
en çok okunan kitabı Kur'ânı Kerîm'in yapılmış en son tefsîriyle okuyucuları baş
başa bırakıyor, onun yol göstericiliğinden istifade etmek isteyenleri Cenâbı
Hakk'ın muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz.
Bizlerin Kur'ânı
Kerîm'i anlayabilmesi için, ihlasla yapılmış, yıllarca süren bir çalışmaya
kendisini adamış bu insana en derin şükranlarımızı sunuyor, kendisine Cenabı
Hakk'tan, daha pek çok eserler vermesini dilediğimiz uzun bir ömür vermesini
niyaz ediyoruz.
Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu
Ank. Ü.
İlâhiyat Fak. Hadîs
Anabilim Dalı
Prof. Dr. Süleyman Ateş,
ömrünün yarım asrı aşan süresini Kur'ânı Kerîm'le, onu anlamak ve anlatmakla
geçirmiş değerli bir âlimimizdir. Hocamızın en büyük amacı Kur'ân'ın anlaşılması
ve hayata geçirilmesidir. Hocamız Kur'ân'ı esas almış ve öbür İslâmî kültür
kaynaklarına hep Kur'ân perspektifinden bakmıştır. Onun "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"
adlı bu eseri bakışların, akılların ve kalplerin Kur'ân'a, onun hayatdar
prensiplerine çevrilmesini sağlayan çok değerli bir tefsîr çalışmasıdır.
Prof. Dr. Süleyman Ateş'in
bu çok kıymetli eserinde benim dikkatimi çeken bazı özellikleri şöylece
sıralayabilirim: Öncelikle, tefsîr çok sade ve kolay anlaşılabilir bir dille
yazılmıştır. İkinci olarak, bocamız âyetleri tefsîr ederken, kendi ilmî gücünü,
dirayetini ve tercihini ortaya koymuştur. Üçüncü olarak, her surenin tefsîrinden
sonra, o surede yer alan Kur'ân prensiplerinin neler olduğunu belirtmiştir.
Dördüncü olarak da, bu tefsîrde bol miktarda hadîsin yer aldığını ve hocamızın
Kur'ân'ı tefsîr ederken sahîh hadîslerden önemli ölçüde yararlandığını özellikle
belirtmek isterim.
Doç. Dr. Mustafa Zeki TERZİ
19 Mayıs
Ü. İlahiyat. Fak.
Profesör Dr. Süleyman Ateş
Bey'in samimî ve yoğun emeğinin mahsulü olan "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı
eserini İslâm'ın aslî kaynağı olan Yüce Kitabımızın anlaşılmasında yararlı bir
kaynak eser olarak görüyorum. Özellikle Kur' ân âyetlerinin yorumlanmasında
benimsediği bilimsel ve evrensel bakış açısını takdir ediyor ve bu yönlü
yaklaşımların İslâm'ın geniş, aydın kitleler tarafından anlaşılmasına katkıda
bulunacağına inanıyorum,
Prof. Dr. Dr. Cemil ÇELİK
19 Mayıs
Ü. Tıp Fak.
Saygıdeğer
hocamızın yarım asır süren araştırmalarının en güzel ürünü olan "Kur'ânı Kerîm
Tefsîri"adlı eseri pek çok yönden takdire şâyandır. Bu eseriyle hocamız hem
Kur'ân'a, hem de ilim dünyasına büyük hizmet etmiştir. İlâhî mesajın insanlığa
ulaştırılması peygamberlerin, şartlar değiştikçe onu yeniden yorumlayıp
insanların bilgisine sunmak da müfessirlerin görevleridir.
Kur'ân'ı
anlama ve onu yaşamanın ne demek olduğunu gayet iyi bilen hocamız, hurafe,
bid'at, gereksiz ayrıntı ve izahlardan uzak olan, Kur'ân'ın özünü anlatan,
gönüllere yeni ufuklar kazandıran bu tefsîriyle Kur'ân'ı anlamak isteyenlere
büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Tefsîr sahasında
çalışanların en büyük arzusu Kur'ânı en doğru şekilde anlamak olduğu için
önlerinde, ilmî metotla yazılmış böyle bir tefsîrin bulunması büyük bir
nimettir. Hocamızın değerlendirmeleriyle Kur'ân'a yönelişimiz bizim için de bir
nimet olmuştur. Çünkü, o bize, Kur'ân'ın nasıl anlaşılacağını, indiriliş
gayesinin ne olduğunu, hurafe ve bid'atlerden nasıl uzak durabileceğimizi
öğretmiştir.
Bu tefsîr, Kur'ân'ın
güncelleştirilmesi temeline dayanmaktadır. Yani, yine hocamızın deyimiyle "Kur'ân'ın
orijinal âyetleri", günümüzün bilimsel gerçekleriyle uyumlu bir halde izah
edilmektedir.
Bazıları
hocamızın rivayetlere karşı gerekli ilgi ve teslimiyeti göstermediğini iddia
etmektedirler. Bu iddiâyı doğru kabul etmek mümkün değildir. Çünkü art niyetsiz,
kasıtsız okuyan herkes, eserde pek çok hadîsin bulunduğunu görecektir. Ama bu
rivâyetler, Kur'ân'a uygun rivayetlerdir.
Diğer
müfessirlerden farklı olan hocamız, sadece rivayetleri nakletmekle kalmamış,
onları Kur'ân terazisine koyarak değerlendirmiş, bu terazide Kur'ân'a aykırı
görünenleri açıkça reddetmiştir. Çünkü o, sadece bir nakilci değil, iyi bir
yorumcu ve eleştirmendir. Hocamız bid'at ve hurafelerle örülmüş, gelenek haline
gelmiş ve taklitçilikle denk sayılmış bir dinî hayatın ve savunucularının
tepkisinden çekinmeyerek Kur'ân'ın evrenselliği ilkesini cesaretle ön plana
çıkarmış, bid'at ve hurafelere karşı âdeta savaş açmıştır.
Kullanılabilir
olması için altı cilt haline getirilen tefsîrde gereksiz tartışma ve izahlara
yer verilmemiştir. Çünkü, hocamızın gayesi bu tür ayrıntılarla zihinleri
bulandırmak değil, bulanık gibi insanlığa sunulan Kur'ân'ın, aydınlık ve berrak
yüzünü onlara göstermektir. Tefsîrin bu baskısı özellikle halkımızın Kur'ân'ı
daha yakından tanıması amacını taşımaktadır. Kur'ân'ın anlaşılması için yazılan
tefsîrlerin öncelikle kendilerinin anlaşılabilir olması çok mühimdir. Bu açıdan
da hocamızın tefsîri, okumak isteyen herkesin kolayca anlayabileceği gayet sâde
bir dille yazılmıştır. Farklı kültür seviyesindeki insanlar, bu tefsîrdeki
mesajları rahatça anlayabilme şansına sahiptirler. Çünkü bu tefsîrin
yazılmasındaki maksat, edebiyat örnekleri sunmak değil, Kur'ân'ın daha kolay
anlaşılabilirliğini sağlamaktır.
Bu özet noktalarla tanıtmaya
çalıştığımız tefsîr, Kur'an araştırması yapmak isteyenler için bulunmaz bir
eserdir. Kur'ân'ı ve katmalardan uzak öz İslâm'ı anlamak isteyen herkes bu büyük
eseri mutlaka okumalıdır. Her türlü önyargıdan uzak, sadece Allah rızasını
gözeterek yazılan bu tefsîrden herkesin, özellikle de araştırmacıların
öğreneceği çok şey vardır.
Bu kıymetli
eseri yazdığı ve halkımıza sunduğu için hocamıza şükran borçluyuz.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet OKUYAN
19 Mayıs
Ü. İlahiyat Fak. Tefsîr Anabilim Dalı
İslâm Âlemi'nin önde gelen
tefsîr otoritelerinden Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın telif ettiği "Kur'ânı
Kerîm Tefsîri" adlı değerli eserinin Milliyet okuyucuları için yeniden
basılacağını öğrenince cidden büyük bir sevinç ve mutluluk duydum.
Gerçekten, "Kur'ânı
Kerîm Tefsîri", vahyin aydınlattığı alanda hür akla ölçü, itibar ve derinlik
getiren bir anlayışla ve daha da önemlisi "okumak, anlamak içindir" düsturuna
bağlı kalınarak hazırlanmış olup, yarının Kur'ân yorumcularına yeni ve muhteşem
muvâzene ufukları açmıştır. Eser, İslâm'ın temel esasını teşkil eden "İlim"
kavramının asırlardır sui telâkkiye uğratılmış olmasına karşı haklı ve akılcı
bir tepkinin ürünüdür.
Sayın
Prof. Dr. Süleyman Ateş, "Tefsîr"iyle yüzyıllar boyu İslâm Güneşinin ziyâsına
perde olan cehâlet ve gaflet bulutlarını dağıtmaya azmetmiştir. Bize göre, ilmî
kişiliğinin "yenilikçi" yönünü de bu azim ve kararlılığı oluşturmaktadır.
Miladî 2000'li yıllara
girerken, İslâm Dininin bid'at ve yanlışlardan bir kez daha arındırılmasında
zaruret olduğu şüphesizdir. Çünkü, hayat şevkimizin köreltilmesinde ve yaşama
düzenimizin ifrat ve tefritlerle bozulmasında hiç kuskusuz dinin yanlış
anlaşılmasının ve hatalı yorumlanmasının da payı vardır. Yüce Dinimizi, geçmiş
asırların koyu fanatizminden, ilahî mevhibeleri istismar katliamından ve fıtrata
aykırı bilim dışı tefsîrlerden kurtararak yarının tekâmülünü hazırlamak
mecburiyetindeyiz.
Asırlardır
duygu düellosu ve sahte akıl temrinleri yüzünden düşünce melekelerimiz güç
kaybetmiş, düşünme ve doğruyu bulma kabiliyetimiz maalesef zaafa uğratılmıştır.
Bilgi üreticiliği yerine bilgi ezberciliği ve eski zamanların bilgilerini sadece
nakletme alışkanlığı, bizi atâlete sürüklemiştir. Hattâ bu nedenledir ki,
İslâm'ın Mefkûre Ağacı'nın bazı dalları yüzyıllar boyu kısır ve meyvesiz
kalmıştır.
Vahyin aydınlığında
düşünen aklın tenkit hakkını ve hürriyetini boğmak isteyen ezeli düşmanımız,
bağnazlıktır.
İşte, Prof. Ateş, bu eseriyle
kafamızın içindeki bağnazlık taşlarını yerlerinden oynatmış ve fikir
dünyamızdaki demir perdeleri parçalamamız için âdeta beynimizi ateşlemiştir.
Üstad Ateş'in
bu eseri, ön yargılardan uzak kalınarak okunmalıdır. Her fikre karşı, mukâbil
iddiâlar serdetmek daima mümkündür. Ancak, önemli olan, fikre fikirle karşılık
verebilme erdemliliğini gösterebilmektir.
Düşünceye
zincir vurma hayaliyle silah bilemenin artık hiç kimseye iyilik getirmeyeceği,
bunca acı tecrübelerden sonra anlaşılmış olmalıdır. Kaldı ki, tarih mahzenleri
içinde, kılıçla karnı deşilmiş tek bir fikir örneğine de tesadüf edilmemiştir.
Bu bakımdan,
ideoloji nifakını körükleyen telkinlere artık son verilmeli, Kur'ân Tefekkürünü
yaralayan, insanları köle gibi peşlerinden sürükleyen bozulmuş ve paslanmış
fikirlere asla iltifat edilmemelidir.
Yüce Dinimize karşı
"İstihzâ Savaşı" açanlarla yaptığımız bilimsel mücadelede başarılı olmamız için
"Kur'ânı Kerîm Tefsîri"ni mutlaka okumalıyız. Bu eser, ebedî hakikatin
büyüklüğünü ve evrenselliğini daha yakından tanımamıza yardım edecektir. Ebedî
ve evrensel hakikatlerin ihtişam ve zînetini kalblerinde yerleştirmek ve fikir
zenginliğine sahip olmak isteyenler bu tefsîri okumayı ihmal etmemelidir.
Kuşkusuz
ki, Sayın Prof. Dr. S. Ateş'in tefsîri, birçok yönden farklı ve özelliklidir. Bu
tefsîr, tamamen yeni ve orijinaldir. Yeni kuşağın anlayacağı sâde bir dil ve
akıcı bir üslûp kullanılmıştır. Bilimsel metodla yazılan ilk tefsîrdir.
Üstad Ateş,
bu eseriyle asırların kemikleştirdiği ve düzeltilmesi zor olan bazı dinî
yanlışları düzeltme cesaret ve gayretini gösterdiği için de haklı olarak ilim
çevrelerinin büyük takdirini toplamıştır.
Biz, Prof. Dr. Süleyman Ateş'in
bu eserini, Kur'ân'ı Mübîn'i hıfzettiği günden beri kalbinde taşıdığı ve
müfekkiresinde yaşattığı "Müstakbel İslâm Gençliğinin Şahsiyet Harcını Hazırlama
İdeali"nin bereketli bir mahsulü olarak değerlendiriyoruz.
Sayın
hocamızın, vahyin aydınlattığı fikir mahzenimizin kilitli kapılarını ardına
kadar açmak uğruna sarfettiği bu "akıl teri"ni mübarek kılmasını Cenâb-ı Hak'dan
niyaz ediyoruz.
Ali TÜRKMEN
Avukat -
İlahiyatçı
Dinler, başka
bir ifadeyle vahiy insan içindir. Hayat denen gerçeğin kullanım kılavuzudur.
Hayat ise dinamiktir, değişkendir. Dolayısıyla insan oğluna düşen vahiy
projeksiyonuyla sürekli dinamik olan hayatı izlemek, hayatını bu ışık altında
yaşamaktır.
Bu gerçeği
İslâm için düşündüğümüzde sağlıklı bir gelişim seyrinin yaşanmadığını görüyoruz.
Vahiy projeksiyonunu elinde bulunduranlar (ülema sınıfı) zaman içinde hayatı
takip etmekten vazgeçmişler; hattâ zaman zaman vahyin ışığını bırakıp, kısmen
vahiyden yansımalarla beslenen, yetersiz, başka tali ışık kaynaklarına rağbet
etmişlerdir. Irmağın, doğduğu noktadaki temiz suyundan içmek yerine, denize
yaklaştığı noktadaki kirlenmiş suyundan içmeyi tercih etmişler ve neticede
hasta, yolunu, önünü iyi göremeyen bir İslâm toplumu yaratmışlardır.
İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş
hocamızın hazırladığı bu tefsîr çalışması, bizi kirli suları içmekten alıkoyup,
suyun kaynağına götürüyor. Yüzlerce, hattâ binlerce yıl önce belirli bir
doğrultuda unutulmuş vahiy projeksiyonunu hayatımıza tutuyor. Aklı ve bilimi
dışlamak yerine bu ikiliyi vahyi anlamada, kavramada kılavuzlar olarak görüyor.
Bu tefsîri okuduğumuzda vahyin üzerine yığılmış hurafe ve bidatleri net bir
şekilde görerek, aklın ve bilimin doğurduğu çelişkilere düşmeden, Yaratıcı'nın
gösterdiği istikamette yolumuza sağlıklı ve güven içinde devam edebilme imkânını
buluyoruz.
Doç. Dr. Yılmaz
CAN
19 Mayıs
Ü. İlâhiyat Fak.
[Kaynak:
Ateş, Süleyman: KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ. İstanbul:
Milliyet Gazetesi, 1995, S. 5-16]