Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.

Sizi yakından tanıyan bir öğretim üyesi, "Süleyman Hoca, arı gibidir. Çok güzel çalışır, mükemmel bal yapar. Fakat kurallara uymayanları, kendisine sataşanları da yine arı gibi ısırır" der. Bir başka öğretim üyesi de, "Hocamız, çetin bir cevizdir ama içi tatlıdır" şeklinde tesbitlerde bulunur, bu tesbitler doğru mudur, neden?

 

Yani o sözler, kısmen doğrudur, kısmen de abartılmıştır. Arı gibi ısırma filan, yani ben o kadar sert mizaçlı bir insan değilim. Samimi olarak soran insanlara, bütün cehdimle meseleyi izah etmeye çalışırım. Ama insana, bazen da gına geliyor. Aynı meseleyi, izah ediyorum, izah ediyorum, izah ediyorum, bir defa, üç defa, beş defa, on defa... Ondan sonra yine geliyorlar, yine "benim odunum" diyenler var. İşte onları arı gibi ısırmak lazım. "Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir!" Fakat bazen çabuk kızsam bile, hemen geçer. Hiç, hiç kimseye kötü niyet beslemem, düşmanlık yapmam



 

*