Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.

1979 yılında yazmış olduğunuz bir kitapta, "Kur'an'da Nâsih ve Mensuh"u kabul edenlerden olduğunuz halde 1991 yılında basılan "Çağdaş Kur'an Tefsiri" adlı eserinizde, "Kur'an'da Nâsih ve Mensuh"un olmadığını savunuyorsunuz. Sebebini açıklar mısınız?

    Size söyleyeyim. Tabii ki kendi kendisini tazeleyen insan, araştıran insandır. Yani araştıran insan, kendi kendisini tazeler. Yanlış fikirlerden döner. 1968, 69, 70 hatta 78'e kadar ben, netice itibariyle belli şeyleri, klasik şeyleri öğrenip onları kitaplarıma Türkçe üslubu ile geçiren bir insandım. Ben aslolarak Kur'an'ı, 1979'dan sonra, yani Tefsir hareketine girdikten sonra anlamaya başladım ve tabi ki o zamandan itibaren de eski yanlış bazı şeylerden, yanlış düşüncelerden dönmüşümdür. Kur'an'da Nâsih ve Mensuh'un mevcudiyeti, klasik kitaplarda yazılıdır. Ben de onları tekrar etmişimdir. Bir ders kitabı olarak yazdığım "Tefsir Dersleri"nde onu yazmıştım. Ama şimdi ondan vazgeçtim. "Kur'an'da Nesh Meselesi" diye bir kitabım var. O kitapta, Kur'an âyetleri arasında bir çelişkinin yani Nesh'in olmadığını ayrıntılarıyla izah etmeye çalıştım. Bir insanın araştırması neticesinde kendisini tazelemesi, yanlış düşüncelerinden vazgeçmesi, onları değiştirmesi nedir? Bir fazilettir (erdemdir). Yani bu, tenkit edilecek bir şey değildir ve İslâm âlimlerinden pek çoğunda bu görülür. İmam Gazzâlî'de de. Yani ilk eserleri ile son eserleri arasında farklar vardır. Bunlar gayet doğaldır.

 

*