|
Çok çalıştığınız herkes tarafından
biliniyor.
Bu çalışmalar sizi yormuyor mu? Hedefleriniz nedir ve ne kadarına ulaşabildiniz?
Evet, çalışırken dinleniyorum. Çalışmak beni
yormuyor; çalışmadığım zaman yoruluyorum. Kur'an
üzerinde duruyorum. Bu benim için büyük bir zevktir.
Çalışmadan dolayı Allah'a şükür yorulmuyorum. Bu
çalışma, çocukluğumdan beri devam ediyor. Gece saat
ikide uyandırılıyordum. Sabah saat beşe kadar Kur'an
ezberliyordum. Böyle alıştım. Allah'a çok şükür hep
böyle gidiyor.
Bir söz vardır: "Sanat sanat için yapılır". Yani
gaye, sanatı herhangi bir çıkar sağlamak için değil,
sanat zevki için yapılmaktır, işte gerçek sanatçı
budur. Şimdi çalışmadaki amacım nedir? Öncelikle
çalışmasam rahat edemem. İlim adamı olarak bu sahaya
atıldık. Çalışmak ve bilmediği yeni şeyleri öğrenmek
insana zevk veriyor. Zira insan tekâmüle
yönlendirilmiştir, yaratılışından itibaren. İnsan
doğduğundan itibaren fizik bakımından gelişmemiştir.
Fizik bakımından geliştiği gibi ruhen de gelişir.
Devamlı bir olgunlaşma vardır. Bedenî olgunluk bir
noktada durur ama ruhî olgunluk devam eder. Ruhî
olgunluğun sürmesi için insanın çalışması, bilgi
dağarcığını geliştirmesi gerekir. Bilgi dağarcığı
arttıkça ruhî gelişme de devam eder. Ruhen gelişmek
için ben de çalışıyorum. Bunlar kendime göre
yorumlarımdır. Çalışmamın temel sebebi, İslâm
dininin, yüce Kur'an'ın insanlar tarafından
anlaşılması ve bunların anlaşılmasına yardımcı
olmaktır. Ben bir noktadan sonra anladım ki Kur'an
tam olarak anlaşılmamıştır. Kur'an bâkirdir. Yaşanan
din var ama asıl bu yaşanan din, Kur'an'ın dini
değil, din diye bilinen şeyler, Kur'an'da anılan
inançlar değil. Kur'an inancını bâtıl inançların
üzerine çıkarmak için ve Kur'an inancına dayalı saf
Kur'an dinini ortaya çıkarmak için çalışıyorum.
Tabiî ki bir insanın hayatında, bütün gayelerine
ulaşması mümkün değildir. Çok az insan, bütün
amaçlarını gerçekleştirebilir. Bu fakir de Allah'ın
yardımı ile münferit olarak çalıştığını ve yine
Allah'ın yardımı ile dini anlayışta bir tecdit
hareketine az da olsa katkısı olduğunu sanıyorum.
1988'de "Yüce Kur'an'ın Çağdaş Tefsiri", ilk çıktığı
zaman, önce bu isme itiraz ettiler; isimden kulp
takmaya çalıştılar. Daha sonra muhtevaya takıldılar.
Üzerime şimşek gibi eleştiriler yağmaya başladı.
Çünkü birtakım taşlar, yerinden oynamıştı.
Hurafelerin temelsiz olduğu anlaşıldı. Yavaş yavaş
bunların yerini, gerçekler almaya başlayınca,
çıkarları zedelenen, o hurafelere dayanarak halk
üzerinde hegemonya kurmuş olanlar her tarafta
üzerime hücum ettiler. O zaman bizi kafîrlikle
suçlayanlar, zındıklıkla suçlayanlar, "yahûdîlere,
hıristiyanlara hizmet ediyor, bunlardan para alıyor,
bunların adına çalışıyor" diyenler, "casus"
diyenler, bin bir türlü utanmadan iftira edenler
oldu. Ama ben Allah'a güvenerek çalıştım,
çalışmalarım devam etti. Sonra o sesler, yavaş yavaş
kısılmaya başladı. Artık bugün Kur'an hakikati, daha
geniş bir alanda yer bulmuştur, temel bulmuştur.
Yani bundan sonra istikbalde ümidim var. Ölsem de
rahat gideceğim.
|