Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.

Hocam, son zamanlardaki tefsir çalışmaları ve meâller hakkında ne dersiniz? Gerek Türkiye'deki ve gerekse yurt dışındaki çalışmaları değerlendirebilir misiniz?

 

-Tabii yurt dışında meâl, yani başka dillere yapılan tercümeleri söylüyorsunuz herhalde. Onlar hakkında fikir verecek durumda değilim. Onların hepsini incelemiş de değilim. Sonra Kur'an, hemen hemen bütün dillere tercüme edilmiştir. Bir Almanca Kur'an meâli okumuştum. Güzeldi. Annemarie Schimmel'in önsözü vardı. İngilizce meâl vardı, Yusuf Ali'nindi galiba. Marmaduke Pickthall'in meâli güzeldi.

Türkiye'de ise son zamanlarda bir meâl furyası başladı. Kur'an'a hizmetten ziyade, daha fazla para kazanmak için. Maalesef bugün, hemen hemen her kitabevi, benim de bir meâlim olsun diyerek doğru dürüst Arapça bile bilmeyen birisine yaptırtıyorlar. Hemen o da şundan bundan çalarak, -veyahut da şimdi bilgisayar da var- aktarma (scan) yaparak hemen bir meâl ortaya çıkarıyorlar. Ve maalesef Arapça bilmeyenler bile bunu yapabiliyor. Çok büyük felaketler de işleniyor. Yani bu kadar çok meâlin olması doğru değildir. 50-60 kadar meâl olmuş. Bu kadara lüzum yok. Meâl, ihtiyaç varsa yapılır. Bu Allah'ın kitabıdır. Ben her zaman söylerim: Bir resmî kuruluş tarafından veya çok ciddi bir kuruluş tarafından, gerçekten bu sahada yetişmiş olan âlimler, bir araya gelsin ve en doğru olan meâl hangisidir? Onu alıp düzeltilmesi gereken yerler de varsa düzeltelim ve o ismi de silelim. Yani filanın meâli, Süleyman Ateş'in meâli gibi isimleri demeden, "Kur'ân-ı Kerîm Meâli" deyip milyonlarca bastıralım, hatta halka bedava verelim. Ben bunu öneriyorum ve istiyorum ki her camide, isteyen herkesin alıp istediği kadar bol miktarda meâl olsun. Ama bir meâl, çeşitli meâller değil. Evet benim önerim bu. Bunu Din Şurasında da söylemiştim. Ama rağbet görmedi.

 

*