Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.Kur’ân’ın getirdiği geniş ufukları görebilmek için onu, çevreden alınan bilgilerle oluşan önyargılardan uzak, tam sağduyu ile okumamız ve onun üzerinde iyice düşünmemiz gerekir. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, İslâm âleminin durumunu ve müslümanların genel düşünce düzeyini göz önüne getirince pek fazla umutlu olamıyorum. Bilgiye ulaşımın son derece kolaylaştığı bu çağda biz, temel kaynaklara uzanacağımız yerde, hâlâ taklitçilik batağında sürünüp durmaktayız. Orijinal, üretici ve gerçek bir fikir düzeyine ulaşabilmek için önce zihnimizi programlayan gelenekçi çevre koşullarından kurtulup, bizi bilgiye, gerçeğe ulaştıracak bir yöntemle düşünmemiz, yani kendimizi tazelememiz gerekir.

MÜSLÜMAN TOPLUMUN VASIFLARI

Hz. Muhammed(s.a.v.)in peygamberliğine inananlar, gerçekten en güzel vasıflarla bezenmişlerdir. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v.), üstün ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir. Onun ümmeti, üstün ahlâkın temsilcileri olmuştur. Onlarda aşırılık yok, itidal vardır. Allah katında en büyük ödüle erecek olanlar da Hz. Muhammed(s.a.v.)in ümmetidir.

“110- Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men‘edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Kitâp ehli de inansaydı, kendileri için daha iyi olurdu. Onların içinde inananlar da vardır ama, çokları yoldan çıkmıştır. 111- Size eziyetten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile, size arkalarını dön(üp kaç)arlar, sonra onlara yardım da edilmez.” (Âl-i İmrân: 94/110-111))

“63- Rahmân'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler, câhiller kendilerine laf atarsa "Selâm" derler. 64- Gecelerini Rablerine secde ederek, Onun dîvânında durarak geçirirler: 65- "Rabbimiz, cehennemin azâbını bizden uzaklaştır, doğrusu onun azâbı sargındır" derler. 66- "Orası ne kötü bir karargâh ve ne kötü bir makamdır!" 67- Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler; harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur. 68- Ve onlar Allâh ile beraber başka tanrıya yalvarmazlar. Allâh'ın harâm ettiği canı haksız yere öldürmezler ve zinâ etmezler. Kim bunları yaparsa cezâsını bulur. 69- Kıyâmet günü onun için azâb kat kat yapılır ve o azâb'ın içinde hor ve hakîr olarak kalır. 70- Ancak tevbe edip inanan ve faydalı bir iş yapanlar, işte Allâh onların kötülüklerini iyiliklere değiştirecektir. Allâh çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. “ (Furkan: 42/63-70)

“1- Felâha ulaştı o mü’minler. 2- Ki onlar, namazlarında saygılıdırlar. 3- Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. 4- Onlar zekâtı verirler. 5- Ve onlar ırzlarını korurlar. 6- Ancak eşleri, yahut ellerinin sâhipolduğu (câriyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar. 7- Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır. 8- Ve o(mü’min)ler emânetlerine ve ahidlerine özen gösterirler. 9- Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar. 10- İşte vâris olacaklar onlardır. 11- Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e vâris olacaklar, orada ebedî kalacaklardır. “ (Mü’minûn: 74/1-11)

“19- Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (bunu kabul etmeyen) kör gibi olur mu? Ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır. 20- Onlar, Allâh'ın ahdini yerine getirirler ve andlaşmayı bozmazlar. 21- Ve onlar Allâh'ın bitiştirilmesini istediği şeyi bitiştirirler. Rablerine karşı saygılı olur ve en kötü hesaptan korkarlar. 22- Ve onlar Rablerinin yüzünü (rızâsını) arzu ederek (nefsin gücüne giden şeylere) sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte şu yurdun sonucu onlarındır: 23- (Onlar) Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlar da kendileriyle beraber olur. Melekler de her kapıdan yanlarına varırlar: 24- "Sabretmenize karşılık selâm size, yurdun sonu ne güzel!" (derler). (Ra‘d: 87/19-24)

Ayrıntı için Ansiklopedi’de İslâm ile Huzur maddesine bakınız

 

*