|
Kurân Okumanın
Amacı
Necm:
23/39-40ncı âyetlerde insana kendi çalışmasından
başka bir şey olmadığı ve insanın, çalışmasının
karşılığını göreceği vurgulanmaktadır.
İmâm-ı Şâfiî bu âyetlere dayanarak
Kurân okumanın sevâbının ölüye ulaşmayacağı
kanâatine varmıştır. Çünkü insana yalnız kendi
kazancı yarar verir. Başkasının Kurân okuması,
kendi işi ve kazancı değildir. Bundan dolayı
Allahın Elçisi (s.a.v.), bunu ümmetine sünnet
kılmamış, ümmetini buna teşvîk etmemiş ve böyle
bir şey yapmalarını ne açıkça, ne de üstü kapalı
biçimde söylememiştir. Sahâbîlerden hiçbirinin de
böyle bir şey yaptığı nakledilmemiştir. Eğer bunu
yapmak hayır olsaydı onlar bizden önce yaparlardı.
Kişiyi Allaha yaklaştıran ibâdetler naslara
dayanır. Kıyâs ve rey ile olmaz. Duâ ve
sadakanın ölüye ulaşacağına dair ümmetin icmâı
vardır.
Şâriden de bu konuda açık nass gelmiştir.
Müslimin, Ebû Hüreyre yoluyla rivâyet ettiği:
İnsan ölünce ameli
kesilir. Yalnız üç amelinin sevâbı sürer:
Kendisine duâ eden çocuktan, kendisinden sonraya
bıraktığı kamu yararına bir sadakadan, ya da
yararlanılan ilimden ötürü kişiye (ölümünden sonra
da) sevap gider[1]
hadîsinde belirtilen üç amel, gerçekte insanın
kendi çabası ve eylemi sayılır. Nitekim hadîste:
İnsanın yediği en temiz rızık, kendi elinin
emeğiyle kazandığı rızıktır. İnsanın çocuğu da
kendi kazancındandır.[2]
buyurulmuştur. Vakıf ve sâire gibi
sadaka-i câriye (kamunun yararlandığı sadaka)
ise yine kendi eyleminin eseridir. Yüce Allah:
Biz, evet biz ölüleri diriltiriz, insanların öne
sürdükleri ve geriye bıraktıkları işlerini
yazarız[3]
buyurmuştur. Halk
arasında
yaydığı, kendisinden sonra insanların tâbi olduğu
ilim de yine kendi sayinden ve amelindendir.
Çünkü hadîste: Kim bir
hidâyete çağırırsa o hidâyete uyanların her
birinin aldığı sevapların toplamı kadar sevap
alır, ötekilerin sevâbından da bir şey eksilmez.
Kim de bir sapıklığa çağırırsa ona uyanların her
birinin aldığı günâhların toplamı kadar günâh
alır. Ötekilerin günâhından da bir şey eksilmez[4]
buyurulmuştur[5].
Kuşkusuz İmâm-ı
Şâfiînin bu istinbatına saygımız vardır. Fakat
âyetin böyle bir anlam taşıdığı kanısında değiliz.
Duâ ve sadakanın sevâbı ölüye ulaştığına göre,
Kurân okumanın sevâbının da ulaşmayacağını
söylemek çelişki olur. Çünkü Kurânda duâ
âyetleri vardır. Kişi Kurân okunduğu zaman kalbi
inşirah duyar, duâ eder, yüce Allah da onun
duâsını kabul buyurur. Bu arada ölmüş kardeşinin
ruhunu anar, bu sevaptan onun da
yararlandırılmasını dilerse ölenin ruhu bundan
mutlu olur. Bu konuda delîller vardır. Çünkü bu
bir anıştır. Anılan ruh sevinir, yararlanır.
Bundan dolayı yüce Allah Nûhun, İbrâhîmin ve
diğer peygamberlerin, âlemler tarafından hayır ve
esenlikle anıldıklarını bildirmektedir.
Âlemler içinde Nûha selâm olsun, İbrâhîme selâm
olsun. İşte biz güzel davrananları böyle
ödüllendiririz[6]
buyurmaktadır.
Böyle esenlik ve hayır ile
yâdetmenin, ölünün ruhuna hiçbir yararı olmasa,
Allah onların esenlik ile anılmalarını,
imrendirici bir biçimde anlatmaz. Demek ki hayır
ile yâdetmenin, ölünün ruhuna yararı vardır.
Kurân okuduktan sonra ölünün ruhunu zikretmek,
bunun sevâbından onun da yararlanmasını dilemek
elbette bir anmadır.
Anmaların da en güzelidir.
İnşâallah bundan, onun ruhu yararlanır. İslâm
ümmeti de bu konuda oybirliğine varmış durumdadır.
Ancak Kurânı bir
mezarlık kitâbı haline getirmek, onun ticâretini
yapmağa kalkmak, mezarlıklarda okuyucu tutup üç
beş milyon liraya Kurân okumak gibi şeyler,
yasaklanması gereken bidâtlerdendir. Din, para
ile satılacak veya satın alınacak bir şey
değildir. İbâdet ve sevâbı para ile satılmaz.
Allah Peygamberine şöyle demesini emretmiştir:
Ben bu Kurân karşısında sizden bir ücret
istemiyorum. Benim ücretim, âlemlerin Rabbi Allah
tarafından verilecektir.[7]Bundan
dolayı ölüye para ile Kurân okumayı meslek haline
getirmek veya bunu meslek edinenleri para ile
tutup Kurân okutmak câiz değildir. Herkes
bildiğini okur. Biliyorsa geçmişlerine Kurân
okur, bilmiyorsa duâ eder. Zaten insanın
isteyerek, duyarak içinden yaptığı duâlar ve
okuyuşlar etkilidir. Yoksa sırf para almak için
Kurân okuyanın, bu eyleminden bir sevâb umulmaz.
Bilmeyen kişi, Fâtihayı okur.
Duâların en güzeli
Fâtihadır. Dinin şerefine züll getirecek, onu
küçük düşürecek hareketlerden, bidâtlerden
kaçınmak gerekir. Âkif ne güzel söylemiş:
İnmemiştir hele
Kurân, bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta
okunmak, ne de fal bakmak için!
[1]
. Buhârî, Târîhul-Edebde zikretmiştir. Müslim,
Vasiyyet: 14; Ebû Dâvûd, Vasiyyet: 14;
Nesâî, Vasâyâ: 8; Tirmizî, Ahkâm: 36; İbn Hanbel,
Müsned: 2/372. Bu hadîs zayıftır. Feydul-Kadîr:
1/437-438
[2]
. İbn Mâce, Ticârât: 1; Nesâî, Buyû: 1; Dârimî,
Buyû: 6; Müsned: 6/31
[4]
. Müslim, İlm: 6; Buhârî, İtisam: 15; Tirmizî,
İlm: 15; Ebû Dâvûd, Sünnet: 16; İbn Mâce,
Mukaddime: 14,...
[5]
. İbn Kesîr, Tefsîr: 4/259
[6]
. Sâffât: 56/79, 109-110
[7]
.
Şuarâ: 47/109, 127, 164, 180
|